Sıkça Sorulan Sorular


Dünya Dışı Varlıklarının gerçek olduğunu artık dünya görüşümüze sığdırmamızın zamanı geldi.

    • Dünyanın her tarafından bir çok farklı insanın yaşadığı tecrübeler artık kulağa eskisi kadar aykırı gelmiyor. Her iki kişiden biri uzaylı medeniyetlerin varlığına inanıyor.
    • Dünya çapında bir sürü hükümet resmi bir şekilde açıklama yapmamış olsa da UFO’ları ilgi ve dikkatle izlediklerini gösteren çok sayıda dokümanların gizliliğini kaldırdı.
    • Açıklanamayan bir çok UFO görüntülerinin gerçek olduğu artık birçok resmi kurum tarafından doğrulandı. Pentagon, Amerikan Donanması, dünya hükümetleri ve eski askeri yetkililerin de konfirme ettiği üzere, fizik kurallarına göre davranmayan bu objelere gökyüzünde tekrar tekrar rastlandığı belirtildi.

Sizce dünya dışı medeniyetlerin resmi olarak kabul edilmesi dünyada ne gibi değişikliklere sebebiyet verir?

 

 

‘Uzaylılar gerçekse kanıtlar nerede?’ diyenleri sorduklarına pişman edin!

    • Şüphecilerin konuyu kapatmak için sık sık kullandıkları bu soru ile mutlaka karşılaşmışsınızdır. Bu sorunun makamlar tarafından konu hakkında fazla bilgiye sahip olmayanların ‘hevesini kırma’ taktiği olduğu artık ortada.
    • Konuyu iyi araştıranlar bilir; gerçekte o kadar ÇOK kanıt ve vaka birikti ki konunun gizliliğini koruyamayacaklarını anlayan yetkililerden panik yaratmadan parça parça gelen bir ifşaat söz konusu.
    • Uçan daire ve dünya-dışı varlık görüntüleri, gizliliği kaldırılan dosyalar, birebir tecrübe yaşayan tanık ifadeleri, dünya-dışı araçların bıraktığı izler, dünyada bulunmayan materyaller, özel projelerde çalışmış eski hükümet ve askeri çalışanların ifadeleri, radar kayıtları ve daha birçok bulgu, bu konunun artık kesinlikle ciddiye alınması gerektiğinin göstergeleri arasında.

Hepimiz, toplanan kanıtlar bir değil beş dağ etse de ikna olmayacak birkaç kişi tanıyoruz. Bu dar görüşlülüğün sebepleri sizce neler?

 

 

13 Mart 1997’de Phoenix, Arizona’da 10binden fazla insan V şeklinde dev bir UFO gözlemlediğini biliyor muydunuz?

    • Kitaplara ve belgesellere konu olan UFO gözlemlerinin en büyüklerinden biri olarak kabul edilen Phoenix ışıkları reddedilemeyen vakalar listesinin en başında yer alır.
    • 1997’de olayın ardından uzaylı kostümü giydirdiği biri aracılığıyla olayı gören halkla resmen dalga geçen Fife Symington olay üzerinden 10 sene geçtiken sonra bir belgeselde inkarcılığından vazgeçerek UFO’yu kendisin de gördüğünü kabul etmek zorunda kalır.

10,000’den fazla kişinin gördüğü dev bir objeyi inkarcı makamların böyle büyük bir gerçeği nasıl bu kadar kolay geçiştirdiğini merak ediyoruz, değil mi?

 

 

 

UFO’ların sık sık görüldüğü yerlerden birinin NÜKLEER BOMBA depoları olması tesadüf mü?

    • Uçan daireleri ve uzaylıları dünya gündemine düşürerek hayatımıza sokan ilk vaka 1948 senesinde Amerika’nın Roswell kasabasında gerçekleşir. Bu kasabadaki Amerikan hava kuvvetleri üssünün öne çıkan özelliği ise zamanın tek nükleer bombalı saldırı uçaklarını bulundurmasıdır.
    • 19 sene sonra, yine kıtalar-arası nükleer füze (ICBM) barındıran Malmstrom hava kuvvetleri üssünde, eski Amerikan hava kuvvetleri üyesi yüzbaşı Robert Salas’ın açıklamasına göre, çapı 9 metreye varan kırmızı bir UFO görüldüğü anda nükleer füzelerin devre dışı kalır.
    • Takvimler 1980 Aralık’ını gösterdiğinde ise İngilitere’nin Rendlesham Ormanı’nın yanındaki Amerikan askeri üssü Bentwaters’da inanılmaz bir olay yaşanır. Üsse gelen kırmızı bir UFO tarafından nükleer bombalar teker teker devre dışı bırakılır.

Sıraladığımız bu örneklere istinaden, yakından ilgilendiğimiz nükleer füzeler ile dünya dışı varlıkların ilişkisi ne olabilir? Yoksa annemizin bizi ‘ateşle oynama’ derken elimizden aldığı çakmak gibi ortalığı yakacağımızdan şüphe edip elimizden çakmağı almaya mı çalışıyorlar?

 

 

Farklı mitoloji ve kültürlerde ‘Göklerden gelen ziyaretçiler’ olarak da bilinen tanımlanamayan uçan cisimlere sadece yakın tarihlerde değil, orta çağlarda da rastlandığı ortaya çıkıyor.

    • Rönesans devrinden kalma tarihi resimlerde, birçok mağara duvarlarında, antik paralarda ve ufak heykellerle resmedilen birçok uzaylıya ve uçan daireye benzeyen figürler mevcut.
    • 4 Nisan 1561 yılında Nuremberg, Almanya’da gökyüzünde güpegündüz yüzlerce uçan silindir, daire ve topların çatışması gözlenmiş. Nereden mi biliyoruz? Olay hem resmedilmiş hem de hikaye olarak anlatılmış. (Kaynak)
    • İlginç bir şekilde çok benzer bir olay 1566’da tam 5 yıl sonra Basel, İsviçre’de meydana gelmiş. Olay yine hem resme dökülmüş hem de zamanın gazetelerinde bahsedilmiş. (Kaynak)

UFO gözlemlerinin bazı insanların zannettiği gibi sadece 20. yüzyılın bir ürünü olmaması dünya dışı varlıklar hakkında bizlere neler anlatıyor?

 

 

Güç sahibi üst düzey kurumların dünya dışı varlıkların gerçeğini uzun zamandır saklamalarının en büyük nedenleri neler?

    • Konuya hayatını adamış olan dünyaca ünlü Steven Greer’in dediklerine göre uzaylıların varlığı resmi makamlar tarafından kabul edilirse, bu gerçeğin ardından gelecek olan kültürel, toplumsal, dini ve bilimsel soruların cevapları, medeniyetimizin alışmış olduğu sistemleri tek gecede yerle bir edecek nitelikte.
    • Bunun yanı sıra, gizlilik politikasının doğurduğu şartlar nedeniyle galaktik komşularımızın kullandığı, dünyadaki birçok problemi anında çözebilecek nitelikte olan teknolojilerin 1960’lardan beri incelendiği ve bir noktaya kadar çözülmüş olmasının halkın gazabına yol açacağından korkuluyor.
    • Bu olağanüstü teknolojilerin dünyadaki büyük endüstrileri (enerji, ilaç, taşımacılık vb.) ve bilim anlayışımızı yerle bir edeceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Sizce bu teknolojiler halkın kullanımına açıldığı zaman günlük hayatımıza edecekleri en büyük etkiler neler olacak?

 

 

Dünya dışı dostlarımız neye benziyorlar?

    • Gizlilik politikası, kaçırılma hikayeleri ve Hollywood’un ‘bütün uzaylılar düşmandır’ ayrımcılığı yüzünden oluşan bilgi kirliliği sayesinde akla gelen uzaylı tiplemeleri insanları korkuya sürükleyebiliyor.
    • Gerçekte dünyamızı ziyaret eden farklı ırkların neye benzediklerini gizliliği kaldırılan devlet dokümanları, belgelenen temaslar, kanallık yoluyla alınan bilgiler gibi birçok farklı kaynaktan irdeleyebiliyoruz.
    • Ortaya çıkan resme göre o kadar çok farklı konumlardan gelen çeşitli biyolojiye sahip medeniyetler var ki, dünya dışı dostlarımızı tek bir tiplemeye indirgemek imkansız.
    • Sokakta yanınızdan geçse asla dünyalı olmadığını anlayamayacağınız kadar bize benzeyen biyolojiye sahip olanların olduğu gibi komplo teorilerinde duymaya alıştığımız ‘reptilyan’ (akıllı sürüngen) türleri gibi ürkütücü gelebilecek ırklar da mevcut.
    • Buna ek olarak, farklı biyolojide evrimleşen canlıların hep bambaşka gözükeceği varsayımının yanlış olduğu, doğanın, istisnalar olsa da, çoğunlukla 2 kol, 2 bacak, tek kafa şablonunun dışına çıkmadığı anlaşılıyor.

Sizce Hollywood’un dünya dışı varlıkları hep düşman olarak göstermelerinin altında yatan başka sebepler var mı?

 

 

Dünya Dışı Varlıklar nereden geliyorlar?

    • Tıpkı dünyayı ziyaret eden birçok medeniyet olduğu gibi, geldikleri yerlerin çeşidi de çok. Hatta farklı gezegenlerden gelenlerin yanı sıra farklı boyutlardan gelen varlıklar bile var.
    • Bunun yanı sıra sadece farklı gezegen ve boyutlarda değil, şehir, ve bazen de ülke, büyüklüğünde olan ana-gemilerinde yaşıyor oldukları da söz konusu. Dünya dışı varlıkların insan ırkından çok üstün olan teknolojileri göz önünde bulundurulduğunda bu kulağa pek de aykırı gelmiyor.
    • Üstün bir fizik anlayışı ile geliştirdikleri seyahat teknolojileri sayesinde bulundukları konuma bağlı olmayan ırklar, evreni ve gerçekliği daha iyi anlayabilmek için devasa ana-gemilerinde mütemadiyen seyyar halde de yaşamayı seçebiliyorlar.

Galaksinin bir ucundan öbür ucuna 10 dakikada geçebilen bir uzay aracınız olsaydı zamanınızın çoğunu evreni gezmeye harcamaz mıydınız?

 

 

Çok uzun süredir dünyada bulunan uzaylı gruplar var mı?

    • Dünya dışı varlıklarının Dünya’ya tarih öncesinden beri gelip gittiklerini varsaydığımızda burada gözlerden uzak bölgelerde üsler kurmuş olmaları olağan geliyor.
    • Eski Amerikan donanması subayı Phil Schneider askeri yeraltı üssü inşaatı sırasında tesadüfen denk geldikleri bir yeraltı mağarasında bulunan gray’lerden bahsetmişti.
    • İkinci dünya savaşının sonunda denizaltılar vasıtasıyla ülkeden kaçan bazı Nazilerin önce Arjantin, sonra Antarktika’ya gittikleri söyleniyor. Sadece bu çok gizli kaçış harekatına mensup denizaltıların kaptanlarına verilen emirlerde Antarktika’nın altında Agartha diye bir ülke olduğu ve bu ülkeye denizaltı mağaralarından nasıl ulaşılabildiği resmediliyor.
    • Bunların yanı sıra dünyanın farklı yerlerinde UFO’ların çok sıklıkla görüldüğü yerler var. Rusya’da Molebka, Norveç’te Hessdalen ve Kaliforniya’daki Myrtle Kumsalı gibi yüzlerce turist çekecek sıklıkta UFO gözlemlenen bölgelerin yakınlarında bilinmeyen üsler olduğu tahmin ediliyor.

 

UFO’ların ‘Olağanüstü’ Teknolojileri Neler?

      • Sonsuz Enerji: Dünya dışı varlıklar üstün fizik anlayışları sayesinde uzay boşluğunun bir diğer ismi olan kuantum alanında sonsuz enerji olduğuna ve bu enerjiden nasıl yararlanılabileceğine hakimdirler. Bu sayede uzay araçlarının enerji ihtiyacı her daim sağlanır.
      • Yerçekimi Kontrolü: Uçan dairelerin dışatımı olmaksızın havada nasıl asılı durabildikleri sorgulandıkça popülerleşen yerçekimi kontrolü teknolojilerine elektro-gravitik denir. Bu teknolojiler araçların yerçekiminden etkilenmemelerini sağlarken, araca istenilen yönde yüksek ivme de kazandırmaktadır. Konu üzerine yapılan araştırmaların vardığı sonuç, yerçekimi perdelemesi ve yaratılması efektlerinin birkaç farklı yöntemle sağlanılabildiği yönünde.
      • Bilinç Teknolojileri: Evrende varolan her şeyin özünün bilinç olduğunu bilen uzaylılar, uzay araçlarını manevra kolları ve düğmelerle kontrol etmek yerine direk düşünceleri okuyabilen bilinç teknolojilerinden yararlanırlar. Günümüzde bu tarz teknolojiler yeni yeni geliştirilmeye başlanmıştır.

Bu tür teknolojiler kamuya açıldığı zaman dünyada hayat sizce ne gibi yönlerden değişir?

 

 

Hollywood filmlerindeki gibi istilaya uğrayabilir miyiz?

    • Öncelikle insanlıktan çok daha eski medeniyetlerin de olduğunu ve tarihimiz boyunca bizi ziyarete devam ettiklerini hatırlayalım. Yani eğer herhangi bir dünya dışı medeniyetin istila etme gibi bir amacı olsaydı, bunu insanlığın tarihi boyunca kolaylıkla gerçekleştirebilirlerdi.
    • Buna ek olarak, dünyayı istila etmek veya insanlığı kaosa sürüklemek için filmlerin bize vurguladığı gibi üstün ‘uzaylı’ teknolojilerine gerek yok. Toplumumuz zaten son derece narin bir düzen üstünden yürüdüğü için, kötü emelleri olan dünya dışı bir grubun kısa bir değerlendirme sonrası yapacağı stratejik hamleler sistemimizi rahatlıkla yıkabilir.
    • Bu sebeple uzaydan gelebilecek olan tehditlerin yersiz olduğu, Hollywood’un uzaylıları sadece düşman göstererek insanları korkuyla tetikte tuttuğu (Bknz. dünya dışı varlıkların dost olduğu filmlerin yokluğu, Arrival, Contact) vurgulanmalıdır.

Sizce dünya dışı varlıkların neden hep düşman olarak lanse ediliyor?

 

 

Evrende kötü medeniyetler var mı?

    • İyi ve kötü kavramları göreceli kavramlardır. Hiç kimse gerçekten iyi veya kötü olarak tabir edilemez. Bu kişiden kişiye değişir.
    • Bu sebeple medeniyetlerin başka medeniyetlerle olan ilişkilerini daha iyi nitelendirebilmek üzere ‘Kendine Hizmet’ (KHE) ve ‘Başkalarına Hizmet’ (BHE) eden olarak ikiye ayırıyoruz.
    • KHE medeniyetleri düpedüz istilacı ve kötü olmasalar da sadece kendi çıkarlarını kovalarlarken, BHE’ler ise ruhani açıdan daha ileride oldukları için hayatlarını başkalarına hizmet etmeye adamışlardır.
    • İnsanlığın tarihi boyunca her iki türde medeniyetlerle de ilişki ve alışverişleri olmuştur.

Evrenin akıl almayan büyüklüğünü düşündüğümüzde başka bir ırk tarafından istilaya uğramamız ne kadar olası? Bu korkunun halen akıllarda yer etmesi Hollywood filmleri vasıtasıyla dayatılan bir algı olabilir mi?

 

 

Ekin Çemberleri nelerdir?

    • Genellikle yaz aylarında, ekin tarlalarında geniş alanların tek bir gecede ansızın düzleştirilmesiyle ortaya çıkan, ezoterik ve bazen de matematiksel anlamları olan üç boyutlu geometrik motiflerdir.
    • İnsanların da yaptığı ekin çemberleri bulunurken, çoğu ekin çemberinin nasıl ortaya çıktığı bilinmemekle beraber birçok teori mevcuttur.
    • Çemberlerin kırılmış/ölmüş ekinlerden oluşmuş olmaları insanlar tarafından yapıldığına işaretken, çember kenarlarının mükemmelliği, bitkilerin kırılmaktan ziyade eğilmiş ve hala büyümeye devam ediyor olmaları da ‘gerçek’ çember olduklarını gösterir.
    • En çok İngiltere’de Stonehenge’in etrafında bulunsalar da bu gizemli şekillere hemen hemen her ülkede rastlanmaktadır.
    • Çemberlerin oluştuğu sıralarda sık sık gözlemlenen UFO’lar ve uçan ‘ışık topları’, ‘gerçek’ çemberlerin dünya dışı varlıklar tarafından oluşturulduğuna yönelik teoriler doğurmuştur.

Ekin çemberlerinde resmedilen geometrik şekillerin ve farklı felsefelerin derin anlamları dünya dışı varlıklar tarafından bir çeşit mesaj veya iletişim girişimleri olabilir mi?

 


 

İlginiziÇekebilir

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *