Finans Sistemi – Dünyanın En Büyük Dolandırıcılığı

Finans Sistemi – Dünyanın En Büyük Dolandırıcılığı

Finans Sisteminin Özü, Çoğunluğu Fakir Tutmak İçin Tasarlanmıştır

Bankaların ekonomik sistemler üzerindeki gücünü anlamak için büyükşehirlerin en büyük gökdelenlerine bakmak yeterli olacaktır çünkü hepsi bankalara aittir. Bankaların neden bu kadar zengin ve güçlü olduğunu anlamak için üniversitede ekonomi okumaya gerek yok. Güçlüler çünkü çoğunluğun çalışarak ve üreterek yarattığı değeri merkez bankalarının üstün yetkileri sayesinde hortumlayabiliyorlar. Bunu nasıl yapabildiklerini anlamak için sadece bu 3 terimi anlamak yeterli:

• Enflasyon
• Kısmi Rezerv Bankacılığı
• Faiz

Enflasyon cebimizde duran paranın zaman içinde değerinin düşmesi demektir. 50-60 sene önce ev almak için verdiğimiz parayla bugün bir araba bile alamıyorsak, bunun sebebi enflasyondur. Enflasyona yol açabilecek birçok farklı neden bulunsa da, ekonomistler ve bankalar enflasyonun sistemin önüne geçilemeyen doğal bir yan etkisi olduğunu savunur. Bu yanlıştır. Enflasyon faiz sistemi sayesinde ortaya çıkan yapay bir kontrol mekanizmasıdır.
Peki faiz ne demek?

Faiz, en kolay tabiriyle, kiralanan paranın kira bedelidir. Başkasının parasını belli bir süre kullanmak ve işletmek için ödenen ücretidir. Faiz konusunda bilinmesi gereken en önemli unsur, faizin bir mal veya hizmet karşılığı olmadan, yoktan var edilen para olduğudur. Yani faizle kazanılan para doğrudan enflasyona yol açar.

Çoğunluk, dünyaca uygulanan faiz sisteminin tehlikesinden bihaberdir. Faizin tehlikesini anlamak için tarihe bakmak yeterli olacaktır. Mesela orta çağlarda başta İslam ülkeleri olmak üzere birçok medeniyette faiz uygulayan kişiler ölümle cezalandırılıyordu. ABD’nin 18. Yüzyılda İngiliz İmparatorluğu’na karşı açtığı bağımsızlık savaşını tetikleyen en büyük sebep, İngiltere tarafından uygulanan haksız vergilerin yanı sıra, Amerikalıların kendi faizsiz para birimleri yerine İngiliz bankaları tarafından basılan borç bazlı parayı kullanmak zorunda bırakılmalarıydı. Bu kanun yürürlüğe girmeden önce Amerikan kolonilerinde tek bir işsiz veya fakir bulunmuyorken, girdikten sonra işsizlik ve dilencilik baş göstermişti.

Peki Kısmi Rezerv Bankacılığı kuralı nedir?

Kısmi Rezerv Bankacılığı, bankaların kasalarına yatırılan para miktarının sadece %10’nu tutmak zorunda olduğunu belirten kuraldır. Bu kural sayesinde bankaya yatırılan para, orijinal miktarının yaklaşık 9 katına kadar desteksiz para doğurabiliyor. KRB faiz uygulaması ile birleşince, orijinal miktarın 9 katına kadar yoktan var edilen bütün paranın üzerinden bir de faiz kesiliyor! Faizin de karşılığı olmayan, paranın parayı doğurduğu, haksız bir vergi olduğu göz önünde bulundurulduğunda ortaya çıkan acı gerçek şudur ki:

Dolaşımda olan toplam para arzı, yaratılan toplam borç miktarından mütemadiyen daha az olacaktır.

İşte bu sebeple, dünyadaki toplam borç miktarı her sene artış gösterir ve toplam 247 trilyon dolara ulaşmıştır. Bankalar bu zalim sisteme devam ettikçe yoksulluk asla bitmeyecektir. Bitmeyen yoksulluk mutsuzluk ve suç oranlarını yükseltecek, refahımızı bitirecektir.

Bankaların bankası olarak görülen, diğer bankaların elinde olmayan yetkilere sahip olan merkez bankaları bulundukları ülkenin para değerini kontrol edebilirler.


Merkez Bankaları

Cebimizdeki paraları kim basıyor biliyor musunuz? Bilmeyenler çıkarıp her banknotun üzerinde yazanı okuyabilir:

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası.

Merkez bankaları konusundaki cahillik maalesef diz boyu. Çoğunluk merkez bankalarıyla normal bankaların arasındaki farkı bilmiyor. Ülkenin parasını istediği zaman basabilme, paranın değerini kontrol edebilme ve ekonomiyi doğrudan etkileyebilme yetkilerine sahip olan bu kurumu çoğu kişinin tanımıyor olması çok vahim bir durum.

Ülkemizi bu denli derinden etkileyebilen merkez bankası hakkında herkesin kesinlikle bilmesi gereken en büyük unsur TCMB’nin özel bir kurum olduğudur. Bu TBMM’den bağımsız oldukları anlamına gelir. Türkiye Cumhuriyet’i TCMB’ye başkan atama yetkisine sahip olsa da kuruma ve kurumun politikalarına doğrudan müdahale edemez. Ama merak etmeyin, bu durum bize özel değil. Bütün dünyada merkez bankaları böyle işler.

Peki TCMB’nin sahipleri kim?

TCMB hisseleri 4 kategoriye ayrılır:

A) Türkiye Cumhuriyet’i hazinesi hisseleri (2016 yılı itibariyle %55.12)
B) Türk Bankalarının hisseleri (%25.74)
C) Yabancı bankalar ve imtiyazlı şirketler (%0.02)
D) Türk ticari kuruluş ve tüzel kişiler (%19.12)

Listede göz gezdirdiğimizde yabancıların kontrolünün fazla olmadığı ortaya çıkıyor. Buna ek olarak kanunlara göre Türkiye Cumhuriyet’i hazinesinin hissesi %51’in altına düşemez. Buraya kadar tamam. Lakin, Türk bankaları hisselerinin ciddi bir kısmının yabancıların elinde olduğunu veya ‘Türk ticari kuruluş ve tüzel kişilerin’ isimleri açıklanmadığı sürece tamamen yabancılar tarafından kontrol edilebilir kimseler olabileceğini unutmamak lazım.

Enflasyon Bankaların Bilerek Yarattığı Bir Unsur mu?

Günümüzde ekonomistler birçok farklı unsuru enflasyona sebep olarak göstermeye çalışsalar da, cebimizdeki paranın değerinin düşmesinin en temel yolu, mal ve hizmet karşılığı olmayan paranın yoktan var edilmesidir.

Para nasıl yoktan var edilir? Günümüzün finans sisteminin, hizmet veya mal karşılığı olmayan paranın yaratılmasına yol açan birçok yolu vardır. Bunların en başında faiz gelir. Faiz, paranın kendisinin de bir mal olarak görülmesi ile bankaların uyguladığı kira bedelidir. Ekonomi çevrelerinde uzmanlar “Faiz mi enflasyona yoksa enflasyon mu faize yol açıyor?” ikilemi içinde kendilerini kaybederken faizin kendisinin aslında tamamen gereksiz ve hatta tehlikeli bir unsur olduğunu unutuyorlar.

Elimizdeki parayı başkasına borç verirken üstüne ufak bir miktar ücret almak kulağa o kadar da aykırı gelmiyor değil mi? Bütün dünya ekonomisi bu sistem üzerinden çalışıyor zaten. Ne kadar aykırı olabilir ki?

Ama bankalar borç falan vermiyor.

Yanlış duymadınız. Bankalardan alınan hiçbir kredi, gerçekte bir borç değil. Banka bir şahsa kredi verdiği zaman o parayı kendi sermayesinden koparıp vermiyor, bilgisayar sistemlerinde o şahsa ait olan bir sekmedeki sayıları sıfırdan kredi miktarına yükseltiyor.

Yani o krediyi yine yoktan var ediyor. Yoktan var etmekle kalmayıp, bir de üzerinden faiz kesiyor. Durun daha bitmedi! Yatırılan para, Kısmi Rezerv Bankacılığı sayesinde 9 katına kadar yeni para doğuruyor ve o yeni doğan paranın da üstünden faiz kesiliyor.

Bu sistem sayesinde toplam borç miktarı, o borcu ödemek için kullanılacak para arzından mütemadiyen daha fazla oluyor. Borçlu olan şahıs veya gruplar da borçlarını ödemek için daha fazla kredi çekmek zorunda kalıp bankaları daha da zengin etmiş oluyorlar.

Başlıktaki sorunun cevabını artık siz verebilirsiniz.

Benjamin Franklin 1763 Yılında Faizin Tehlikelerinden Haberdardı.

Amerikan özgürlük savaşının başlamasından tam 12 yıl önce, günümüzdeki 100 Amerikan doları kağıt parasının yüzü olan Benjamin Franklin, İngiliz parlamentosunda faizli ve faizsiz ekonominin büyük farklarından bahsetmiştir:

“Görüyorsunuz ki, bankalar, halkın ihtiyacı olan paranın sadece ufak bir kısmını ne dağıtabildikleri ne de harcayabildikleri için senetlerini belirli miktarlarda borç veriyor iken, meşru bir hükümet parayı ekonomiye hem harcayabiliyor hem de borç olarak verebiliyor. Bu yüzden, sizin burada, İngiltere’de, bankacılarınız piyasaya para sürdüğü zaman, o para hep bir geri ödemeli bir borç şartıyla veya faiziyle dağıtılıyor. Neticede, dolaşımda işçiye tam maaş veremeyecek kadar az para oluyor. Sizde gereksiz fazla işçi değil, yetersiz miktarda para arzı vardır ve dolaşımda olan arzınız dahi sonu olmayan ve asla geri ödenemeyecek miktardaki borcunun yükünü taşır. Kolonilerde biz kendi paramızı basarız. İsmi Koloni Senedi’dir. [İngiltere Bankası şerefsizleri kanuna aykırı yapmadan önce kullanılan, 1750-1764 yılları arası Koloniler tarafından basılan faizsiz para birimi] Ürünlerin üreticilerden kullanıcılara kolayca geçmesini sağlamak için düzgün miktarlarda basarız. Böylece, kendi kağıt paramızı yaratarak alım gücünü kontrol ederiz ve kimseye ödeyecek bir gıdım faizimiz de yoktur….”

İlginiziÇekebilir

1 thought on “Finans Sistemi – Dünyanın En Büyük Dolandırıcılığı”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *