İllumiPop – Müzik Endüstrisinin Karanlık Tarafı

jayz doing the illuminati pyramid handsign

 

 


 

Ünlü Pop şarkılarının genellikle radyo kanallarından üst üste yayınlandığını hiç garipsemediniz mi? Neden yeni yetme şarkıcı ve sanatçılara yer verilmiyor? Neden radyo kanallarında 100 defa duyduğumuz şarkılar hep tekrarlanıyor? Dünyanın her köşesinde çok güzel müzikler yapan yaratıcı insanlarımız varken neden parasını nasıl harcayacağını bilmeyen zengin popçuların şarkılarını dinliyoruz üst üste? İşte size alıştığımız ve hiç sorgulanmayan şeylerden biri.

Müzik endüstrisindeki bu hastalığın nasıl çalıştığını anlamak için önce endüstrinin finansalını anlamamız gerek.

ABD’de bu sistem uzun zaman önce kurumlaşmış:

 

pic describing the music industry financial flow
Müzik endüstrisinin basite indirgenmiş finansal akış grafiği.

Indie’ler nedir?

İndie’ler yanı bağımsız radyo destekçileri şarkı veya albümleri radyo kanallarına pazarlayan menajerlerdir. Bu insanların işi müzisyenin müziğini birçok farklı mecrada pazarlamaktır.

Indie’ler ne yapar?

    • Müzik direktörleri ile ilişki geliştirirler
    • Günlük ve haftalık radyo ve satış listelerinden gelen bilgileri incelerler
    • Shazam, dijital listelerden ve sosyal aktivite bilgilerini incelerler
    • Müzik direktörlerine bu bilgilerin analizlerinden oluşturdukları prezentasyonlar sunarlar
    • Başka menejerler, konser influencerları ve sosyal aktivite organizatörleri ile networking yaparlar

Indie’ler kimlerle çalışır?

    • Radyo programcılarıyla
    • Promosyon çalışanlarıyla
    • Radyo jokeyleriyle
    • Basın ve medya ile
    • Müzisyenlerle
    • Menejerlerle

Bu sistem yukarıdaki resimde gördüğünüz şekilde akan paranın etkisiyle maalesef ki tersine döner. Normalde hangi şarkıları oynatacaklarına radyo kanallarının karar vereceği yerde radyoların ve müzisyenlerin sırtından aşırı zengin olan müzik şirketleri indie’lere ciddi miktarlarda ödemeler yapar. Indieler ise bu paranın bir kısmını radyo kanallarıyla paylaşarak istedikleri şarkıların istedikleri oranda çalınabilmelerini sağlarlar.

Yani uzun lafın kısası, para konuşur.

Müzik şirketlerinin radyo kanallarına istedikleri şarkıyı çaldırtmaları için para vermeleri kanunen yasak. İşte bu sebepten ötürü indie’ler büyük önem kazanıyor. Indie şirketleri aracı olarak kanunu çiğnemeden radyo kanallarını istedikleri şarkılarla domine edebiliyorlar. Bunlar doğal olarak rüşvet sayılıyor ve eğer ki herhangi bir bağlantı ortaya çıkarsa suç tamamen indi şirketlerinin üstüne kalıyor.

 

Why new artists don't have a chance to make it
Kaynak: bombhiphop.com

 

 

İşte bu sayede radyo kanallarında aynı dejenere şarkıları üst üste dinlemek zorunda kalıyoruz ve yeni nesillerin yaratıcılıkları bu sayede katledilmiş olunuyor. Hiçbirine şans tanınmıyor, çünkü sadece para konuşuyor.

Günümüzde insanlar müziklerini daha çok internetten ve Spotify gibi dijital platformlardan dinledikleri için müzik şirketlerinin işi artık daha bile kolay. Müzisyenlerin müziklerinin dijital hallerine sahip olamadıklarını biliyor muydunuz? Radiohead grubu bu sebepten ötürü müzik şirketi Parlophone’u dava etmişti. Müzisyenler Spotify gibi dijital platformlar ile yaptıkları anlaşmalar gereği imtiyaz ücreti alıyorlar sadece.

 

Müzik Endüstrisinin Gizli Amaçları

 

Son dönemlerde dünyaca ünlü pop şarkılarında ciddi bir şekilde artış gösteren sembolizmler, yapımcı şirketlerinin müzisyenlere ne kadar etkisi olduğu konusunda soru işaretleri doğurmaya başladı.

Bilgilerin akıllarda kalmasını sağlayan en önemli unsurun tekerrür olduğunu çoğumuz bilir. Propagandanın günümüzde hala başarılı bir şekilde kullanılabiliyor olmasının nedeni de budur.

Peki tekrarlama tekniği insanları farklı yönlerden manipüle etmek için şarkı sözlerinde kullanılabilir mi?

Acaba ünlü müzisyenlerin şarkıları kolektif bilinci programlamak için kullanılıyor mu? Böyle bir sistem kurulduysa nasıl işliyor?

Bu soruları cevaplayabilmek için 1960’lara gidelim.

Müziğin popülasyonları manipüle etmek ve yönlendirmek amacıyla kullanılmaya başlandığı zamanlar. Hangi gruptan mı bahsediyorum?

Beatles.

 

picture of music group beatles
Beatles grubu

 

Evet, hepimizin akıllarına kazınmış şarkıları olan o Beatles grubu.

Beatles grubunun şarkıları ABD’ye dev bir sosyal deney kapsamında getirilmiş. İnsanların farkında olmadan maruz kaldıkları beyin yıkama taktiklerinin en büyük örneklerinden biri.

Bunları “Komplocunun Hiyerarşisi: 300 Komitesi” adlı kitabında yazan eski MI-6 ajanı Dr. John Coleman.

 

roundtable of secretive rulers
Dünyanın gidişatını planlayanlar, temsili.

 

300 Komitesi ismini duymuşsunuzdur. Ama bilmeyenler için özet geçelim.

300 Komitesi dünyayı yöneten ve piramidin en üst mertebelerinde bulunan ailelerin kontrol mekanizmalarından biridir. İngilizlerin 1600’lü yıllarda Doğu Hindistan Şirketi’nin bir yönetici kolu olarak başlayan 300 komitesi zamanın uyuşturucu ticaretinde monopoli oluşturarak elde ettiği inanılmaz gücü devam ettirmiş ve günümüzde perde arkasında toplumları istediği gibi kontrol eden bir gruba dönüşmüştür.

Coleman Afrika’da MI-6 adına görev yaparken üslerine verilmesi gereken ama yanlışlıkla kendisine verilen bazı dokümanlar ile karşılaşır. Coleman, Afrika’daki ana görevinin komünist ve sosyalist fikir ve güçlerin yayılmasını engellemek olduğunu zannederken, dokümanlarda yazan bilgileri okuyunca MI-6’in orada bulunma amacının aslında tam tersi olduğunu keşfeder.

Burada önemli bir noktayı vurgulamak istiyorum. Dünyadaki her ülkenin istihbarat örgütlerinde benimsenen compartmentalization stratejisinin (bölümleme) çok güzel bir örneğini görüyoruz. Bilgi, seviyelere ayrılarak yayılması bu sayede çok kolay bir şekilde durdurulabiliyor. Aslında çok kötü amaçları olan bir kurum, bölümleme taktiği ile bilgileri çalışanlarından saklayarak yüzlerce kişiyi insanlara yardım ettiğini düşündürerek kendi kötü emellerine alet edebiliyor. Bütün istihbarat örgütleri bu şekilde işliyor.

Konumuza dönersek, Coleman’in keşfettiği bilgilere göre, 300 komitesi istihbarat örgütlerini, Stanford Research Institute ve Tavistock Institute psikolojik araştırmalarını kullanarak gittikleri ülkelerde ortaya çıkan kültürü bozmaya ve kırmaya çalışıyordu.

Coleman der ki:

“Basın ve medya durmadan tekrar ede ede boğazımızdan aşağı sokmasaydı, Liverpool’dan gelen yeni yetme bir grubu ve beraberinde gelen 12-atonal müzik sistemini kimse umursamazdı. Bu yeni 12 atonal sistem eski Dionysus tarikatı ve Adorno’nun Baal rahipliğinden alınmış ve hafif modernize edilmiş bir sistemdir.”

Coleman burada eski Alman filozof, sosyolog ve psikolog Theodor W. Adorno’dan bahseder. CIA’in ünlü Paperclip operasyonuna dahil edilen Marksist ve komünist bir düşünürdür.

 

 

Graph of the power hierarchy of the world
Dünya Güç Hiyerarşisi

 

 

Beatles grubunun müzik kabiliyeti olmadığına dair başka örnekler de bulabiliyoruz. Mesela Out magazinin yayınladığı şu makalede Quincy Jones şunları der:

“Beatles dünyanın en kötü müzisyenleridir. Hiçbir şey çalamayan beceriksizlerdir. Paul dinlediğim en kötü basçıydı. Ringo? O konuya hiç girme.”

  1. Yüzyılda küresel müziğe damgasını vuran bir grubun aslında lanse edildiği gibi olmadığını görüyoruz.

Peki neden? Tekerrür ve basın merceği.

Çoğunluk her zaman ün kazanan grupların hünerleri ve kaliteleri yüzünden mercek altına alındıklarını düşünür. Maalesef ki her mecrada olduğu gibi bunun da tamamen bir hurafeden oluştuğunu anlıyoruz. Medya ve basının bu kadar kolay kontrol edilebildiği bir dünyada eğer spesifik konular veya akımlar gözümüze bu denli sokuluyorsa, bilin ki altında yatan bazı gizli emeller var. İşte bu gerçeğin farkına vardığınızda tarihe yepyeni bir gözle bakabiliyorsunuz. Bazı insanlar neden ve nasıl ünlü oluyor?

Toplum kontrol mekanizmasına uydukları için.

Çocukluklarından beri bu rol için özel yetiştirildikleri için. (MKULTRA)

Kolayca kontrol edilebildikleri için.

Bazı akımlar neden toplumları etkisi altına alabilecek denli popülerleştiriliyor, gözümüze sokuluyor? Altında yatan gizli algı manipülasyonu ve toplum yönlendirme stratejileri olduğu için. Bknz LGBT, feminizm, sosyalizm/liberalizm vb.

Uzun lafın kısası, eğer küresel medya ve basında ciddi yer etmiş bir konu, akım veya fikir varsa bunun kesinlikle menfi bir sebebi var demek.

Bu bilgilerden sonra pek ünlü olmaması gereken ama medyada ve radyo kanallarında ciddi yer bulmuş ve bazı toplumların büyük kesimlerini yönlendirmiş bir başka müzik akımı geliyor mu aklınıza?

Vardır birkaç tane.

Ama şimdi aralarında en bariz olanı inceleyeceğiz. Rap ve Hip Hop müziği.

Geçtiğimiz senelerde kimliği belirsiz biri tarafından yazılan şu makale bu konuya çok güzel ışık tutuyor. Kendini 80-90’larda Amerikan müzik endüstrisinde kanıtlayan biri olarak tanıtan yazar kariyerinin bir noktasında Los Angeles’ta rap müziğinin gelecekte alacağı yönünün tartışılacağı gizli bir toplantıya çağrıldığını, toplantıda herkese gizlilik sözleşmesi imzalatıldığından sonra dehşet verici bir planın açıklandığını anlatıyor.

Plana göre bazı güçlü kişilerin ABD’de “özel hapishaneler” açmaya başladıklarından ve bu hapishanelerin hükümetten doluluk oranlarına göre para alacağı konuşuluyor. Prezantasyonu yapanlar hapishanelerin hisselerinin açık olacağı ve şimdiden yatırım yapacakların ilerde zengin olacağı söyleniyor. Rap ve Hip Hop müziğinin zenci kesimleri daha çok suç işlemeye yönelteceğini ve bu sayede bütün hapishanelerin ful kapasitede tutulacağı planlanıyor.

Konu hakkında bilgisi olmayanlara hemen özet geçelim. Bu olaylar gerçekten de yaşanmıştır. Uzun yıllar bu hapishaneler hep tam kapasitede seyir etmiş, rap müziği ise duygularına daha kolay yenik düşebilen zenci kesimleri manipüle ederek suç işlemeye teşvik etmiştir. Bunu araştırırsanız birçok örneğini bulabilirsiniz. Hapishaneleri dolu tutmak amacıyla yakalanan ağır rüşvet almış yargıç haberleri boldur. Hatta hapisleri dolu tutan politikalar rap müziği ile sınırlı değildir. Uyuşturucuya karşı açılan savaş sonucu topluma hiçbir zararı dokunmayan binlerce insan üzerinde azıcık bir miktarda esrarla yakalandıkları için hapse girmiş ve kariyerleri tamamen mahvolmuştur. Uyuşturucu kullanımı ve suça teşvik eden rap müziği o kadar başarılı bir ikili olmuştur ki bu akım özel hapishane açma furyası başlatmıştır. Bu sayede popülasyonun büyük bir kısmının topluma olan potansiyel yararı tamamen yok edilmiştir.

Hapse girenler aynı zamanda dev şirketler tarafından bazı kanunlar sayesinde ucuz işçi olarak da kullanılıyor. Sabıkalı çalıştıran şirketler hem çalıştırdıkları suçlu başına çok daha az vergi veriyorlar, hem çok daha az maaş veriyorlar hem de sabıkalı işçilerine hiçbir tatil veya avantaj sağlamak zorunda kalmıyorlar. Amerika’nın McDonalds, Walmart, Starbucks, Victoria’s Secret ve daha bir sürü büyük şirketlerinin çoğu bu aşırı ucuz sabıkalı işçi sisteminden yararlanıyor.

Rap ve Hip Hop müziğinin içler acısı haline dikkat çekmeye çalışan rapçiler de var. Şu konuşmayı dinlemenizi öneririm (İngilizce).

Bütün bu planlar 80’ler sonu ve 90’lar başında “Gangsta Rap” adlı mafyozi karakterleri göklere çıkaran rap şarkılarının popülerleşmeye başlamasıyla tamamen örtüşüyor. Şarkı sözleri gençleri kendilerini sokaklardan kurtarmaya, bilgilenmeye ve topluma katkıda bulunabilecek yönlere teşvik etmek yerine uyuşturucu, şiddet ve kadınlara tecavüze teşvik etmeye başlıyor. Bu sayede özel hapishaneler dolup taşmaya başlıyor. Bu tarz şarkıları yapan rapçiler de para ve şöhret için müzik şirketlerini ve çalışanlarını satıyor. Bakınız: Jay-Z.

BAŞKA MÜZİSYENLER

Dinleyenlerini farklı yönlere çekmek isteyen müzisyenler sadece rapçi değil.

Yukarıda yazdığım basın ve medya kuralını baz alırsak, gözümüze tekrar tekrar sokulan, şarkıları her sene radyo kanallarından düşmeyen ve inanılmaz şöhret kazanmış isimler arasında Madonna, Lady GaGa ve Jay-Z de var. Zaten sistemi anlamışsınızdır artık. Kurala göre hangi isimler ve akımlar özellikle gözümüze sokuluyorsa, bilin ki orada bir iş var. Bir emel var.

Bu ünlülerin şarkılarında veya yarattıkları tesirlerde negatif unsurların olup olmadığını anlamak için şarkı sözlerini birer birer incelememize gerek yok. Neden mi?

Üçünün de Marina Abramovic ile yakın arkadaş olduklarını bilmek yeterli.

Jay-Z ‘Picasso Baby’ videosunu Abramovic’le çekti.

Lady Gaga kendini Abramovic’in öğrencisi ilan etti. Abramovic bunu gururla anlatıyor. Gaga 45 milyon takipçisi sayesinde bana birçok genç çocuk kazandırdı diyor!

Gaga kendisini şeytanın tuzağına düşüre düşüre en son kan ve döl temalı bir koku çıkardı. İsmi de canavar..

Jay-Z’nin karısı Beyonce evinde bir sunak (altar) olduğunu söyledi.

Eğer bu saydıklarımın hepsine “eee?” gibi bir tepki veriyorsanız, ödevinizi yapmamışsınız demektir. Nerede pedofili, kara-büyü, vahşet ve cinsel temalı sanat ve yolsuz politikacılar varsa orada Abramovic var. Pizzagate bunların sadece ilki. Kullanılan şeytani semboller, cinsel ve vahşet andıran terimlerin hiçbiri tesadüf değil. Bunların bu denli ünlü insanlar tarafından kullanılmalarını ‘zararsız’ görüyorsanız biraz saf olmalısınız.

Neyse ki gariplikler bununla da bitmiyor.

İlginç bir şekilde bütün bu sözde-sanatçıların birer “alter-egoları” yani ikinci kişilikleri var.

Beyonce’nin alter-egosuna verdiği isim Sasha Fierce. 2008 yılında bu kişiliği ile ilgili şunları söylemiş:

“Sahnede olduğumda veya çalışmam gerektiğinde beni tamamen etkisine alan ikinci bir kişiliğim var. Bu yarattığım alter-ego beni ve gerçekte kim olduğumu koruyor.”

Eminem’in kötü alter-egosu Slim Shady. Nicki Minaj’ın alter-egosu ise Roman Zolanski. Kendi tasvirine göre kendisinin homoseksüel, aşırı şaşaalı ve açık sözlü ikizi. Roman Zolanski ismi 13 yaşında bir kıza ettiği tecavüzle suçlanan film direktörü Roman Polanski’ye gönderme yapıyor. Ama neden? Neden pedofil bir tecavüzcünün ismini kişilik olarak benimsersin?

Tupac’ın da Makaveli diye bir alter-egosu vardı. Tupac’ı yakından tanıyan Professor Grif’in Eylül 2013’te Coast to Coast AM radyosunda yaptığı söyleşide Tupac’ın endüstrideki güçlü insanları tanıdıktan sonra İlluminati veya derin devlet oluşumunu gördüğünü, onları öldürmek istediğini ve bu sebeple Killuminati terimini kullanmaya başladığını söyledi. Bütün bunlara rağmen tamamen derin devletin kontrolünde olan bir müzik şirketi ile anlaşma sağladığından bahsetti. Makaveli alter-egosu da bu sayede başlamış.

Jay-Z’den bahsederken fazla söze gerek yok. Müzik videoları sembolizm ile dolup taşıyor zaten. Herkesin bildiği sembollerdense o kadar da bariz olmayan bir tanesinden örnek vermek istedim. Mesela “Run This Town” isimli müzik videosunu anlattığı bir çekimde üzerinde “Do what thou wilt” yazan bir eşofman üstü giyiyor. Bu söz direk olarak Alistair Crowley’den alınmıştır. Crowley’nin Thelema felsefesinde sık sık kullanılan bir deyimdir. Crowley kimdir diyenler için, Marina Abramovic’in günümüzde ustası olduğu bütün ezoterik büyücülük ve şeytani kavramların babası olarak bilinir.

 

 

pic of Jay-Z wearing a sweaty with alistair crowly saying on it
Rapçi Jay-Z’nin giydiği eşofman üstünde yazan deyim Alistair Crowley’nin ideolojisini simgeler.

 

 

Jay-Z ve Dame Dash’in kurduğu müzik şirketinin ismi de Roc-A-Fella. Bu da Rockefeller ailesine göndermedir. Rockefeller ailesi dünyayı yöneten 13 aileden biri olarak bilinir. Yukarıda bahsettiğim “Run This Town” albümündeki bazı şarkı sözlerine bakıldığında bu aileye mafyavari göndermeler yapılıyor.

Karanlık, İlluminati ve şeytana göndermeli müzik videolarına bakıldığında ortaya bir direktör çıkıyor. Anthony Mandler. Bu adam Jay-Z, Rihanna, Taylor Swift, Lana del Ray gibi birçok ünlüye müzik videolarının direktörlüğünü yapmış. Kendisinin bir müzik yapım şirketi var. İsmi Black Hand Cinema. Black Hand sembolizmi de İlluminati ile sık sık anılır. Bunun yanı sıra, Mandler videolarında aşırıya kaçacak miktarda karanlık sembolizm kullanıyor.

Ama rap ve Hip Hop dünyasında herkes kötü değil. Rap dünyasının derin devlet kontrolüne geçmeye başladığı sıralarda bu trende uymayan Mob Deep isimli bir grup olduğu ortaya çıkıyor. Hatta Tupac hapisteyken bu grupla mektuplaştığı biliniyor. Bu grubun eski üyelerinden biri olan Prodigy ilerleyen senelerde kendi albümünü çıkarıyor. Bu albümde “Real Power is People” isimdi bir şarkısı var. Gerçek güç halktadır demek. Şarkı sözlerine bir göz atalım:

 

Lyrics to Real power is people by prodigy
Prodigy’nin “Real Power is People” şarkısının sözleri

 

Şarkı sözlerinin Türkçesi:

Size ufak bir sır vereceğim

Bu bir baykuşa tapan gizli devlettir

Güçlerini arttırmak için büyücülük yaparlar

Pedofiller ve küçük çocuklara enerji emmek için tecavüz ederler

Satanist ritüeller; D.T.M (Dünya ticaret merkezi 9/11) RIP

Pentagonu ateşe verdiler

Bu da pentagramı ateşe vermek demektir

Bütün bu cesetler ne için?

Herkesi korkutarak tek dünya devletini kurmak için?

 

Prodigy 20 Haziran 2017’de aileden geçen genetik bir hastalık yüzünden öldü. Acaba ölüm sebebi gerçekten bu muydu? Asılarak ölmenin imkansız olduğu pozisyon ve hallerde ölü bulunan Epstein, Bourdain, Williams gibi onlarca ünlü sözde-intiharından sonra erken yaşta bu gibi doğal sebeplerden ötürü gerçekleşen ölümlere inanmıyorum artık. Affola.

Müzik ve Büyücülük

 

Son olarak 1970’lerde kendisini bu derin devletin müzik endüstrisi ayağında bulunmuş biri olduğunu iddia eden John Todd’un videosundan bahsetmek istiyorum. John Todd 70’lerde Illuminati’nin planları ve icraatları konusunda birkaç tane ses kaydı yaptıktan sonra bir komploya düşürülüyor, hapse atılıyor, uyuşturucuyla uyutuluyor ve sonra da akıl hastanesine kapatılıyor. Bu gerçek bana kendisinin çok dikkatli bir şekilde dinlenmesi gerektiğini gösteriyor.

Todd’un anlattıklarına göre 20. yüzyılda dünyayı kasıp kavuran rock müziğinde hep özel büyü sözleri kullanılmış. Hiçbir albüm, üzerinde üst düzey cin çağırmalı büyüler yapılmadan piyasaya sürülmüyormuş. Todd o zamanlar her müzik şirketi binalarının idari katlarında özel tapınak odaları bulunduğunu söylüyor. Yeni çıkan albümlerde kullanılan kelimelerin ve deyimlerin, insanlar üzerinde yaratmak istedikleri etkiler için özenle seçildiğini, kopyası basılan her kaset ve plakın peşinden bir cin gönderdiklerinden bahsediyor. 70’lerde ve 80’lerde ki metal müziğin bu sebeple bağımlılık yarattığını, hükümete ve otoriteye karşı başkaldırmalara yol açtığını söylüyor.

Görünüşe bakılırsa Rap ve Hip Hop, rock müziğinin kaldığı yerden devam etmiş.


İlginiziÇekebilir

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *