Pedofili ve Satanizm

Pedofili ve Satanizm

Ülkemizde kadınlara karşı uygulanan ve cezaları çoğu zaman yetersiz kalan bir zulüm olduğu tartışılmaz bir gerçek. Türkiye’de bu maalesef ki bu problemin hala önüne geçilemedi. Olaya biraz daha geniş açıdan baktığımızda problemin sadece kadınlara değil, savunmasız insanlara karşı uygulandığını görüyoruz. Global arenada bu konular sık sık tartışılırken maalesef ki çocuklara uygulanan istismardan çok daha az bahsediliyor. Üzülerek söylüyorum ki dünyanın her yerinde halen varlığını sürdüren çok ciddi bir çocuk istismarı söz konusu.

Örnek olarak Fransa ve Almanya’da ortaya çıkarılan satanist pedofil örgütlerinin kurbanları ile yapılan bir söyleşi var. 5 bölümlük video serisinde örgütlerin kurbanları kölelik, tecavüz, cinayet, işkence, insan kaçakçılığı, kostümlü ve maskeli ritüeller, yeraltı tünel sistemleri, kan içimleri, yamyamlık ve buna benzer birçok dehşet verici şeyler yaşadıklarını anlatıyorlar.

Peki dünyanın her tarafında yayılmış olan bu pedofil networkleri varlıklarını nasıl sürdürebiliyor?

Tacize ve tecavüze uğrayanların yıllardır biriken ifadeleri bu şebekelerin politikacılar, ana-akım medya, FBI ve CIA gibi üst düzey kuruluşlar tarafından sıkı bir şekilde korunduğunu gösteriyor. Medya vakaların haberlerini yapmazken, politikacılar ise yaptıkları 3-5 telefon ile dokunulmazlıklarını göstere göstere devam ettiriyorlar. Maalesef ki bu tarz engeller sayesinde halkı global satanik pedofil örgütleri hakkında farkındalık yaratmak çok zorlaşıyor.

 

Örgüt kurbanlarının anlattığı hikayelerde ortaya çıkan temalardan biri de taciz ve tecavüzü gerçekleştiren birçok üst düzey elit isimler olması. Kurbanlar gördükleri elit isimleri ilgili makamlara defalarca bildirmelerine rağmen bu insanlar asla yargılanmıyor.
Çocuk ticareti yapan bu örgütlerin üst düzey makamlar tarafından aldıkları destek ise dünyanın her tarafında yayılmalarına ve sayıca artmalarına sebep veriyor.

 

Hollywood Pedofili Bağlantısı

Bu tarz istismarların revaçta olduğu ve dünyaca bilinen elit kesimlerden biri de Hollywood. Hollywood elitlerinin ve prodüksiyon şirketlerindeki önemli isimlerin sık sık aktörleri taciz ettiği, bazen de cinsel talepleri gerçekleşmeden aktörlere rol vermedikleri bilinen bir gerçek. Buna verilebilecek en güzel örneklerden biri şu aralar mahkemelerde sürünmekte olan eski Hollywood film yapımcısı Harvey Weinstein. Hollywood’da politik gücünü taciz ve şantaj için kullanan tek ismin Weinstein olmadığı kesin.

 

 

 

 


Soldan sağa: milyarder Jeffrey Epstein, Kevin Spacey, Harvey Weinstein

 

Hollywood’daki bu iğrenç hastalığın kurbanlarından biri de eski ‘Mumya’ filminin başrol oyuncusu Brendan Fraser. Fraser zamanında birçok filmde rol buluyor iken kariyerinin birden sonlanması sizce de garip değil mi? Anlattıklarına göre bir Hollywood partisinde ismi verilmeyen film yapımcılarından biri Fraser’ı taciz etmiş. Yaşadıklarına inanamayan Fraser bunu yapımcının şirketine ve farklı yerlere şikâyet edince kariyeri birden sonlanmış.

Hollywood’daki pedofili hastalıklarından nasibini almış bir başkası da eski aktör Corey Feldman. Feldman başına gelenleri geçtiğimiz yıllarda anlatmaya başlamasına rağmen Weinstein mahkemesi dışında konuyla alakalı hiçbir soruşturma açılmadı.

Dünyanın her tarafında çocuk tacizci ve tecavüzcülerinin organize olmuş suç şebekeleri, satılmış polisler ve şantajcı politikacılar tarafından korundukları kesin. Hatta bunu görebilmek için saatler boyu tacize uğramış insanların hikayelerini dinlemeye gerek yok çünkü en güzel örneklerinden biri 2019’da yakalanıp koğuşunda ölü bulunan dünyaca ünlenen milyarder pedofil Jeffrey Epstein ile alakalı.

Jeffrey Epstein’ın hikayesi taciz ettiği yüzlerce kızın adalet ararken Epstein’ın politik gücüyle başa çıkamadıkları yenilgilerle dolu. Geçtiğimiz ay sessizliğini bozan Amerikan ana-akım haber kanalı ABC muhabiri Amy Robach Epstein’ın istismarlarından 3 sene önce haberi olduğunu, birçok kurbanını tanıklık yapmak üzere beklettiğini ama ABC kanalının haberi öldürdüğünü söyledi.

İngiliz Kraliyeti ve Pedofil Bağlantısı

Pedofili ve satanik ritüellerin dünyanın elitleri ile beraber anılması tesadüf değil.
İlginç bir şekilde, pedofili ve satanik tarikatlar ile bağlantılı insanların çoğuna kraliyet tarafından şövalyelik ünvanı veriliyor. Şövalye ünvanı veya üst düzey kraliyet madalyaları almış insanlara karşı yapılmış sayısız suçlama bulunuyor. Hatta Kraliçe Elizabeth II, pedofil olduğu bilinen ve şüphe duyulan birkaç kişiyi bizzat İngiliz hükümetinin üst düzey mertebelerine atamıştır. Bu sebeple Kraliçe’nin kendisinin de pedofil tarikatlarındaki rolü araştırılmalıdır.

Alenen pedofili ile suçlanan veya mahkûm edilip de kraliyet tarafından yüceltilen isimlerden birkaç örnek:

• Sir Rolf Harris CBE* (British Order of Chivalry)
• Sir Jimmy Savile OBE* (Order of the British Empire)
• Sir Stewart Hall OBE*
• Sir Cyril Smith MBE
• Sir Andrew Lloyd Webber CBE
• Sir Cliff Richard OBE
• Sir George W Bush GCB
• Sir Ted Heath MBE
• Sir Peter Morrison PC
• Sir Kenneth Clarke PC

Listeden 84 yaşında ölen Jimmy Savile, polis kayıtları açıklandıktan sonra yaşları 8 ila 47 arası değişen 450 kişiye karşı tacizde bulunduğu ortaya çıkarak İngiltere’nin gelmiş geçmiş en kötü tacizcisi olarak anılmaya başlandı. İngiltere Kraliyetinin en üst düzey unvanlarından ikisini bulunduran Savile’in kraliyet ailesi ile yakın ilişkileri vardı. Savile’in kurbanlarının çoğu Savile ve ait olduğu tarikat tarafından sık sık gerçekleştirilen satanist ritüeller ve tecavüzlerden bahsediyor.

 


Soldan 1. Resimde İngiltere’nin en üst düzey Katolik rahibi Kardinal Keith O’Brien ve Jimmy Savile.
2. Resimde Jimmy Savile ile Prens Charles.
3. Resimde Jimmy Savile ve eski İngiliz başbakanı Margaret Thatcher.

 

Bu listeye en son eklenmesi gereken kraliyet isimlerinden biri de kesinlikle Prens Andrew. Andrew’ın ismi Epstein skandalında tekrar tekrar anıldı. Epstein ile yakın arkadaş olduğu ortaya çıkan Andrew verdiği demeçlerde yalan söylemeyi fazla beceremediği ve internette ortaya çıkan resimleri açıklayamadığı için kraliyet ailesinin büyük utanç kaynağı haline geldi. Yapılan suçlamalara göre Prens Andrew’un reşit olmayan kızlarla Epstein’ın Karayiplerde’ki özel adasında seks partileri yaptığı konuşuluyor.

Pedofili ve Satanizm bağlantısı nedir?

Satanizmin zannedildiği üzere şeytanla veya kedilerle pek bir alakası yok. Satanist ritüeller genellikle enerjisi negatif olan ruhlarla iletişim ve anlaşmalar yapmak üzerine kuruludur. Bu tarz ruhlar eskiden Dünya’da yaşadıkları hayatların tecrübelerinden kopamadıkları için ölümlerini kabul edemeyen ve ruhani tekamüllerini devam ettirmek üzere kutsal düzlemlere geçemeyen ruhlardır. Bu ruhlar dünya düzleminde eski hayatlarından kalma hissiyatları tekrar yaşamak umuduyla dönüp dolaşır ve hayatta olan insanların duygusal enerjileriyle beslenirler.

Bazı satanist ritüeller bu tarz ruhların dikkatini çekmek için onlara güçlü, saf korku enerjisi sunar. Bu saf korku ve dehşet duygularını sunabilmek için de mümkün olduğunca genç olan bir insanı kurban ederler. Eski Aztek imparatorluklarında sık sık rastlanan insan kurbanlarının amacı da budur. Bu üst düzey kötü ruhlar negatif enerjiye, güvelerin ışık kaynaklarına geldiği gibi gelir ve kurban verenler ile anlaşmalar yapar.

Günümüzde dünyayı yöneten grupların pedofili ve bu tarz kara büyü ritüellerini çok ciddi ve sistematik bir şekilde uyguladıkları düşünülüyor.

(GÜNCELLEME: ‘şeytanla alakası yok’un üzerini çizdim çünkü o kadar doğru değil. Bunun için şeytanın neyi sembolize ettiği ve bu konseptin dünya tarihinde ne gibi başka isimlerle bilindiği önem kazanıyor. Bunlara İlluminati Sembolizmi makalesinde değineceğim.)

 

Örgütler çocukları nereden buluyor?
Maalesef ki dünyanın her tarafına yayılmış olan bu gizli örgütler için çocuk bulmak hiç de zor değil. Bir insan yetiştirmenin ne kadar zor, ince, pahalı ve önemli bir süreç olduğunun farkında olmayan ailelerin bazen üçer bazen beşer çocuk yaptığı dünyamızda insan kaçakçılığı çok ciddi bir seviyeye ulaşmış durumda.

 

 

Yetiştirdikleri, kaçırdıkları veya satın aldıkları çocukların önce beyinlerini yıkayarak sonra da eğiterek elit kesimlere ciddi paralara satan bu örgütler çocukları nerelerden buluyorlar? Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun insan kaçakçılığı üzerine yaptığı araştırmaya göre her sene ABD’de 800bin, dünyada 8 milyon çocuk kayboluyor. Üstelik bu rakama pedofil örgütleri dahilinde doğan ve kayıtlara geçirilmeden yetiştirilen köle çocuklar dahil değil.

Çocukların kaçırılmalarında rol oynayan en büyük etken genellikle onları koruyacak ebeveynlerinin olmaması. Bu sebeple savaş bölgelerinde yaşayan ve öksüz kalan çocuklar, afet bölgelerinde öksüz kalan çocuklar kolayca ortadan kaybolabilirken, sık sık öksüz yurtlarında çalışan pedofil örgütü üyeleri yakalanıyor.

Bunun yanı sıra, kanunun çocukları korumadığı gelişmemiş Afrika ülkelerinde çocuklarını turistlere para için satan aileler var. Gambia bu vahim duruma bir örnek. Çocuklar turistlere tek seferliğine 2 sterline kiralanıyor.

Son olarak normal hayatını devam ettiren ama şantaj ve korkutma taktikleri sonucu sessizliğini koruyan çocukları da göz ardı etmemek lazım. Bu kategorideki insanlar utanç ve travmaları yüzünden genellikle hikayelerini iş işten geçtikten sonra anlatmaya başlıyorlar. Jeffrey Epstein skandalı bunun en büyük örneği.

UYARI – BU KISIM RAHATSIZ EDİCİ TASVİRLER İÇERİR.

Satanist bilgilere göre taze bir ruha kurban edilmeden önce yapılan işkence ve tecavüz, o vücutta bazı kimyasalların salınmasına sebep veriyor. Bu sayede kurban edilen insanın kanının içene aydınlanma yaşattığı ve uzun ömür verdiğine inanılıyor.

TRAVMA BAZLI ZİHİN KONTROLÜ

İşkence sadece Satanist ritüeller çerçevesinde kullanılmıyor.

CIA’in geçtiğimiz yüzyılda yaptığı ortaya çıkan MK ULTRA zihin kontrolü deney dokümanlarında da bahsedildiği gibi, insan beyni kendini korumak adına işkence anında bilinci parçalara bölüyor. Bu sayede işkenceciler, kurbanların bilinçlerinde farklı ‘kompartımanlar’ yaratabiliyor. Dayanılmaz acı altında ‘kırılan’ insan bilinci kolaylıkla programlanabilir bir hale geliyor. Bu programlar kurbanların bilincinde öyle iyi saklanıyor ki, hayatlarının büyük bir kısmını bu programlardan habersiz bir şekilde devam ettiriyorlar.

MKULTRA programlarının en çok kullanıldığı vakalar maalesef ki çocuklar. Her sene kimsesi olmayan yüzbinlerce çocuk kayboluyor. Bu çocuklar travma bazlı zihin kontrolünden geçirilerek elit kesimlere seks kölesi, istihbarat teşkilatları için suikastçi ve gizli uzay programları için ise basit asker olarak kullanılıyorlar. MKULTRA programları bu çocukları gizli teşkilatların kölesine dönüştürüyor.

Bu beyin yıkama tekniği o kadar başarılı olmuş ki, Greenbaum Konuşması’na göre birçok ülkede kullanılıyor.
Greenbaum Konuşması” Psklg. Dr. Corydon Hammond’ın 1992 yılında “Ritüel Taciz” adlı seminerinin bir diğer ismi. Dr. Hammond konuşmasında bu programlamalara birçok ülkede rastladıklarını ve kurbanların Satanist ritüellerde, çocuk pornosu çekimlerinde, seks kölesi, uluslararası silah ve uyuşturucu kaçakçıları olarak sık sık kullanıldıklarından bahsediyor.

Dünya Çapında bir Problem

Pedofilinin dünya çapında bu kadar yaygın oluşu tüyler ürpertici bir gerçek. Kontrollü medya tarafından asla mercek altına alınmaması, kapsamlı belgeselleri yayınlanacakken durdurulması gibi birçok örtbas hikayeleri ile dolu bir konu. Korku filmlerini aratmayacak nitelikte karanlık hikayelerle dolu olan bu konunun kesinlikle mercek altına alınması gerekiyor.

Örnek olarak Fransa ve Almanya’da ortaya çıkarılan satanist pedofil örgütlerinin kurbanları ile yapılan bir söyleşi var. 5 bölümlük video serisinde örgütlerin kurbanları kölelik, tecavüz, cinayet, işkence, insan kaçakçılığı, kostümlü ve maskeli ritüeller, yeraltı tünel sistemleri, kan içimleri, yamyamlık ve buna benzer birçok dehşet verici şeyler yaşadıklarını anlatıyorlar.

Evet, bu konunun gerçek olmasına inanmak istemediğimiz kısımları var. Lakin, bu inanılmazlık aynı zamanda pedofillerin en büyük savunması. İnsanlık olarak bunun altından kalkabilmemizin tek yolu varlığının kabullenilmesidir. Toplum olarak kusup rahatlamamız lazım. Bu sebeple insan kaçakçılığı ve çocuk istismarı farkındalığının arttırılması şart.

Batı medyasının kadınlara, LBTQ kesime ve azınlıklara olan şiddet ve zulüm konularında farkındalık yaratma çabalarına hepimiz aşikarız. Peki çocuklar için yapılan yürüyüşler nerede? Çocuklar için toplanılan yardım paraları veya destek için giyilen bilezikler nerede?

Kontrollü medyanın bu konulara hiç bulaşmaması, suçlu elitleri koruması bize neyi gösteriyor? Çocuk ticareti konusunda farkındalık yaratılması istenmiyor. Öyle bir problem yokmuş gibi davranılıyor.

Oysa ki çocukları korumak için kim bir araya gelmek istemez? Ciddi oranda birleştirici gücü olan bir amaç.

Ama halkın birleşmesi üsttekilerin isteyebileceği en son şey tabi ki. Elit kesim halkın birleşmesini değil, tersine bölünmesini istiyor. Bu yüzden batı dünyasında hep LBTQ veya kadın yürüyüşleri düzenleniyor. İnsanlar cinsiyet veya cinsel tercih ayrımına düştüğü noktada çoktan bölünmüş oluyorlar. Kamu üyesi, azınlıkların haklarını korumak adına iyi bir şey yaptığını zannederken gereksiz tartışmalara girerek farkında olmadan bölünmeye katkıda bulunmuş oluyor ve dünyadaki gerçek problemler çözümsüz kalıyor.

Ne olursa olsun, gerçekler sonsuza kadar saklanamaz.

Vicdanımız gerçeklerle yüzleşmemize engel olmamalı. Bu dehşet tamamıyla gerçek. Çok iyi planlanmış ve yürürlüğünü korumuş. Birkaç ülkede değil, dünya çapında. Sınırları yok. Her gün gencecik çocuklar kaçırılıyor, tecavüz ediliyor ve öldürülüyor. Satanist ritüellerde kullanılıyor. Artık birbirine benzeyen o kadar çok haber birikti ki, göz ardı edilmemeli. Tüm sorgulamalar ve araştırmalar bu çocuk ticareti örgütlerinin dünyanın en üst düzey kurumları ve güçleri tarafından korunduğunu, konu hakkında ortaya çıkan bilgilerin yayılımlarının istikrarlı bir şekilde bastırıldığını gösteriyor.

Biz bu dehşeti daha kabullenebilmek ile uğraşırken böyle haberler çıkmaya devam ediyor.
Daha Fazla Bilgi İçin..

Sessizlik Komplosu (Conspiracy of Silence) 3 Mayıs 1994 yılında Discovery Channel’da yayınlanması gereken ama yayınlanmayan bir belgeseldir. Belgeselde Washington DC’ye seks partileri için uçakla çocuk kaçıran dini liderler ve Washington siyasetçileri ifşa ediliyor. Bu köle çocukların çoğu, üzerlerinde sadece donlarıyla, Las Vegas, Nevada, Toronto gibi şehirlerde açık arttırmayla satılır.

Belgesel yayınlanmadan hemen önce ismi bilinmeyen bir milletvekilinin telefonuyla yayın durdurulur. Telefonun hemen ardından belgeselin hakları bilinmeyen kişilerce satin alınır ve belgeselin bütün kopyaları imha edilir. Belgeselin imha edilmeyen son bir kopyası emekli FBI ajanı Ted Gunderson’ın eline geçer.

İlginiziÇekebilir

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *