Remote Viewing – Uzaktangörü / Durugörü

Remote Viewing – Uzaktangörü / Durugörü

Süper kahraman filmlerinin revaçta olduğu bu günlerde abuk subuk bir sürü süpergüce sahip insanlar, yaratıklar ve mutantlar gördük. Peki bu filmlerden ilham alıp da adam gibi bir şey başarabilen oldu mu?

Hayır.

“O güçlere ben sahip olsaydım neler yapardım neler” diye düşünmüşsünüzdür mutlaka. E hadi bir müjde daha vereyim o zaman. İmkansız değil. Var böyle anomaliler. Uzakdoğu’da çi (chi qong) gücünü kullanıp gazeteyi sadece konsantrasyon ile yakabilenler, hasar almadan ateşin üstünde yürüyenler, kaşık bükenler, geleceği görenler, telepati ile mesajlar alanlar..

Şimdi tabiki paranormal gücü olduğunu iddia eden her adam doğruyu söylüyor demek değil. Ama ateşin olmadığı yerden duman çıkmaz. Bir iki kişinin sahtekarlık yapması herkesin yalan söylediği anlamına gelmez. Bu sebeple bu konuda en çok belgelenmiş olan ‘paranormal’ kabiliyetten söz edeceğim. O da uzaktangörü. Orijinal ismiyle ‘remote viewing’.

Uzaktangörü nedir?

Uzaktangörü, özel eğitimli kişilerin bilgi sahibi olmadıkları uzaktaki konum veya objeleri zihinlerinde gördükleri ve hissettikleri nitelikler vasıtasıyla algılamalarına ve tanımlamalarına denir. Zarf içindeki saklı bir resim, kaybolan bir çocuk, kaybolan bir saat, gizli bir üs gibi unsurlar uzaktangörüde seçilen ‘hedefler’ arasındadır. Uzaktangörünün sağgörü ile de bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Sağgörü ise bir bilginin, nereden geldiği bilinmeden spontane bir şekilde kişinin aklına gelmesi olarak bilinir.

Uzaktangörü sonuçları genellikle görüyü gerçekleştiren kişinin tecrübesine ve doğal yatkınlığına göre değişmesine rağmen Ingo Swann gibi konu hakkında uzman olarak görülen bazı uzaktangörücüler doğruluk payının ciddi oranlara çıktığı seanslar gerçekleştirmişlerdir.

Bunun en güzel örneklerinden bir tanesi de Ingo Swann’ın 1973 yılında NASA’nın Jüpiter’e gönderdiği Pioneer insansız uzay araçlarının bulgularını neredeyse %100’lük bir oran ile öngörmüş olmasıdır. Swann uzaktangörü sonuçlarının kopyalarını çıkartıp mühürlenmiş zarflara koyar ve Pioneer’den gelecek olan sonuçları inceleyen bilim adamlarına gönderir. Lakin, uzaktangörü sonuçlarının doğrulukları karşısında afallayan sadece bilim adamları değildir. Swann, güvenli üslerdeki kalın kasalarda kilitli duran dosyalardaki bilgileri okuyarak askeri güvenlik uzmanlarını da hayrete düşürüp korkutmuştur.

Ama bana inanmayın. Dünyanın en pis en habis kurumu olan CIA’in gizliliği kaldırılmış dokümanlarını inceleyin. Adamlar dünyanın her tarafından bu tarz özellikler sergileyen insanlara gidip uzun uzun araştırmalar yapmışlar. Hatta bununla kalmayıp soğuk savaş zamanında kendilerinden önce davranan Sovyetlere cevap olarak kendi ‘paranormal’ takımlarını kurmuşlar. Konu hakkındaki bilgilere bakılınca ortaya çıkan resimde Sovyetlerin bu tarz ‘psişik’ programlarda batıdan hep bir adım önde oldukları, Amerikan istihbarat örgütlerinin konuyu geriden takibe başladıkları göze çarpıyor.


Uzaktangörü ne değildir?

Uzaktangörü vücut-dışı bir deneyim değildir. Uzaktangörü yapan kimse hedefine astral seyahat gerçekleştirmez.

Uzaktangörü gerçekleştirmek için meditatif bir hale veya transa geçmek gerekmez. Uzaktangörü seansı süresince işlemi gerçekleştiren şahıs tamamen uyanık ve bilinçlidir. Christophe Brunski Uzaktangörü: Şartlar ve Potansiyeller adlı kitabında uzaktangörüyü şöyle tanımlar:

“Trans haline geçmeyi bilincin daha derin seviyelerine inmek gibi görürsek, uzaktangörü de bilginin bu derin seviyelerden yüzeye çıkmasına izin vermek olarak görülebilir.”


Uzaktangörü gerçek mi?

Uzaktangörü tekniğini araştırmaya kalkarsanız internette çok faydalı bilgiler bulabileceğiniz gibi, Wikipedia gibi ‘kontrollü’ sayfalarda (ve Google’ın son zamanlarda ciddi oranda arttırdığı hunharca sansürlemeler yüzünden) konu hakkında bilgisi olmayan insanların şevkini kırmaya yönelik yalan bilgiler ile de karşılaşırsınız.

Bu tarz paranormal veya doğaüstü bilgileri yeni araştırmaya başlayanlar için şunu özet geçmem gerekir:

Ana-akım medya olarak tabir edebileceğimiz New York Times, BBC, NBC gibi eskiden itibarlı olup da son zamanlarda gazeteciliğin g’sinin bile kalmadığı kurumlar, resmi hükümet kaynakları veya wikipedia gibi dünyaca ünlü bilgi kaynaklarının neredeyse hepsi yıllardır süregelen ‘anlatının’ dışına asla çıkmazlar. Bilimin dogmatik görüşlerinin ebedi savunucuları olarak görülen bu tarz kaynaklardan materyalist dünya görüşünün dışında bir bakış açısı bekleyemezsiniz. Bu ‘resmi’ bilgi kaynakları, varlıkları ve önemi yapılan bağımsız deney ve araştırmalarla artık defalarca kanıtlanmış olan birçok ‘anlatı-dışı’ veya paranormal olaylara karşı alaycı ve küçük düşürücü bir tavır almıştır. Bu psikolojik stratejinin amacı, konuya ilgi duyup araştırmaya kalkan kimselerin bu alaycı tavrı benimseyen kimseler tarafından küçük düşürülerek vazgeçirilmeleridir.

İşte bu sebeple googleda bu tarz konularda İngilizce araştırma yaparsanız, otomatik olarak yanıltıcı kaynaklara yönlendirileceksinizdir. Mesela wikipediada “Uzaktangörünün gerçek olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt bulunamadığı için konu çevreler tarafından sözde-bilim olarak görülür” veya “uzaktangörü programı 1995 yılında elle tutulur istihbarat üretemediği için sonlandırılmıştır” gibi yanıltıcı ve hatta düpedüz yalan olan sonuçlar ile karşılaşırsınız. Bu bulgular yine CIA tarafından açık fikirliliği öldürmek ve süregelen anlatının dışına çıkılmasını alaycı ve çürütücü tavırlarla engellemek amaçlı yazdırılan kitaplardan alıntılarla desteklenir.

Batının dezenformasyon programları bizi uzaktangörünün ciddi olmadığına inandırmak istese de, gizliliği kaldırılan dokümanlar uzaktangörünün inanılmaz sonuçlar elde ettiğini kanıtlamıştır. Ayrıca bu tarz programlarda görev almış birçok uzaktangörücü, programların inanılmaz başarıları hakkında kitaplar bile yazmıştır. 1978 Ekim ayında bir denizaltıdan gerçekleştirilen uzaktangörü deneyi üzerine yazılan İngilizce dokümanı buradan okuyabilirsiniz. Bu örnek, 1978 yılına kadar yapılan uzaktangörü programlarının 118 sayfalık bir özetinden alıntıdır. Bu alıntının 70’nci sayfasında şu yazar:

“Uzaktangörü hadisesinin doğruluğu ve güvenilirliği, tecrübeli uzmanların kontrolünde üçte ikilik bir oranla nitelendirilebilir…, bununla beraber, bu yöntem tarafından elde edilen veriler, şans eseri olarak nitelendirilebilecek değerlerin sınırlarını fazlasıyla geçmiştir ve bu sebeple kesinlikle yararlanılabilecek bir bilgi kaynağı oluşturmaktadır.”


Nasıl çalışır?

Uzaktangörünün tam olarak nasıl çalıştığına dair kesin bilgisi olmasa da çalıştığı kesindir.

Materyalist, ayrımcı paradigmaya göre imkansız olan uzaktangörü, her gün daha fazla biliminsanının benimsediği ‘birleşik paradigmaya’ göre mantıksız değildir. Birleşik paradigmada evren holografik ve fraktal bir yapıda olarak nitelendirildiği için evrenin en ufak zerresindeki bilgi, evrenin bütünündeki bilgiye eşittir. GİF

Yani bu, evrende varolan bütün bilgiye istediğimiz her yerden ulaşabileceğimiz anlamına gelir. Kutsal geometri bize bunun imkansız olmadığını gösterse de, nasıl olabileceği konusunda teorilerin ötesine geçilememiştir.

Bir teoriye göre uzaktangörücüler, evrenin doğal interneti olarak da görülebilecek olan ‘evrensel zihne’ giriş yapıyorlar. Bu evrensel zihnin bir diğer adı da Akaşik Kayıtlar olabilir mi? Akaşik kayıtlar ismi daha çok ‘New Age’ terimi olarak görülse de bence aynı şeyi tarif ediyor.


Uzaktangörüyü kimler öğrenebilir?

Uzaktangörü konusunda yapılan araştırmaları incelediğimde ortaya çıkan görüşe göre herkes uzaktangörüyü öğrenebilir. Bunun için insanın ‘psişik’ olmasına gerek yok, ama düzgün yapabilmek için eğitim ve tekrar şart. İnternette uzaktangörü öğreten birkaç eğitim kurumları mevcut.

Uzaktangörüyü öğrenmek daha çok bir müzik aleti çalmayı öğrenmeye benzetiliyor. Bir müzik aletinin nasıl çalınacağını kitaptan okuyup öğrenemeyeceğiniz gibi uzaktangörüyü nasıl yapacağınızı okuyunca çözmüş olmuyorsunuz. Sık sık pratik yapmanız gerekiyor. Ne kadar çok pratik o kadar başarı.

Paul H. Smith’in konu hakkında yazdığı makalesinde uzaktangörü eğitiminin, kişinin motivasyonu, hazırlığı ve doğal yeteceğine göre nerdeyse her zaman az ya da çok başarılı olduğunu belirtiyor. Bir diğer uzaktangörücü olan Joe McMoneagle ise süreci kişinin kendisini bir uzakdoğu dövüş sporuna adamasına benzetiyor.

 

Remote viewing of a secret Russian crane by Pat Price (actual crane on left)

İlginiziÇekebilir

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *