Sahte Bayrak Stratejisi – Milyonların Manipülasyonu

Sahte Bayrak Stratejisi – Milyonların Manipülasyonu

Bilgi çağına girmiş olsak da maalesef doğru bilgiyi yanlış bilgiden nasıl ayırabileceğimizi bilmediğimiz için kandırılmaya devam ediyoruz. Bu toplu manipülasyonlar da dijital çağa adapte olmak zorunda kalmış olsa da, çok uzun zamandır kullanılan bazı taktikler mevcut. Bunlardan biri de sahte bayrak operasyonlarıdır (false flag operations).

Sahte bayrak operasyonları, halka açık bir olayı gerçekleştiren kimselerin insanları kandırmak amacıyla olayı kendilerinden başka şahıs, grup veya ülke tarafından gerçekleştirilmiş gibi gösterdikleri olaylara verilen terimdir. Bu taktik, devletin düşmanlarına yapılabilen finansal gasp, askerî harekât veya halktan ciddi muhalefet görebilecek herhangi bir politikaya kamu desteği sağlamak için kullanılır.

Polonya işgalinden hemen önce Hitler’in Berlin’deki bazı hükümet binalarını bombalayıp suçu Polonyalılara atması, Amerika’nın sonradan asla gerçekleşmediği ortaya çıkan Tonkin Körfezi terörist saldırısını kullanarak Vietnam savaşına girmesi gibi bol bol örneği bulunan sahte bayrak stratejilerinin kökeni korsanlara dayanıyor.

SAHTE BAYRAK OPERASYONLARI

Hakikatin katmanları, dünya gündemini sadece resmi kanallardan takip etmeyenler için çok daha belirgindir. Burada ne demek mi istiyorum? Bu makalede sizlere kendiniz araştırıp doğrulayabileceğiniz ve hiçbir resmi yayın organında örneğini bulamayacağınız bir anahtar sunacağım. Sahte Bayrak konsepti sayesinde dünya gündemi bambaşka bir boyut kazanacak ve politika çarklarının nasıl döndüğünü daha iyi anlayabileceksiniz. Peki nedir bu sahte bayrak?
‘False Flag’ (yanıltma harekâtı veya sahte bayrak operasyonları), halka açık bir olayı gerçekleştiren kimselerin insanları kandırmak amacıyla olayı kendilerinden başka şahıs, grup veya ülke tarafından gerçekleştirilmiş gibi gösterdikleri olaylara verilen terimdir. Bu taktik, devletin düşmanlarına yapılabilen finansal gasp, askerî harekât veya halktan ciddi muhalefet görebilecek herhangi bir politikaya kamu desteği sağlamak için kullanılır.
Sahte bayrak teriminin kökeni korsanlara dayanır. Denizlerde korsanların cirit attığı dönemlerde ticari gemilerin menziline girebilmek için müttefik devletlerin bayrağını çeken korsanlar yeteri kadar yaklaştıktan sonra siyah arka-plan üzerine beyaz kurukafalı bayraklarını göndere çekip saldırmaya başlarlarmış. Şimdi düşününce kulağa çok sık kullanılması gereken bir taktik gibi geliyor. Peki neden bu terimi çoğumuz ilk defa duyuyor acaba?
Günümüzde sahte bayrak terimi fazla bilinmese de tarihte defalarca tekerrür etmiş bir stratejidir. Bu makalede 12 farklı kanıtlanmış örneğini seçtim. Makale için yaptığım araştırmadan buraya 30 tane daha örnek ekleyebilirim ama seçtiğim bu 12 tanesi, altını çizmeye çalıştığım mesajı yeteri kadar taşıyor.

Ve işte sadece son yüzyıldan 12 sahte bayrak örneği:

1.Nazilerin SS bölümünde görev almış yüzbaşılardan biri ve Nazi generali Franz Halder, Nürnberg mahkemelerinde Nazi askerlerinin Gestapo üst düzey yetkililerinden aldıkları emirler doğrultusunda Alman parlamento binası (1933) ve başka yerel binaları bombaladıklarını ve Polonya istilasını gerekçelemek amacıyla suçu onlara attıklarını itiraf etti.

2.Sovyet lideri Nikita Khrushcev, Sovyetler Birliği Kızıl Ordusu’nun Finlandiya’ya karşı gerçekleştirilecek olan “Kış Savaşı’nı” gerekçelemek amacıyla 1939 yılında bir Rus köyü olan Mainila’yı topçu birliği ile bombaladıklarını ve suçu Finlandiya’ya attıklarını yazılı bir şekilde itiraf etti. Rus başkanı Boris Yeltsin ayrı olarak Kış Savaşı’nda saldıran taraf olduklarını kabul etmişti.

3.Amerikan istihbarat örgütü CIA, 1950 yılında İran halkını demokratik bir şekilde seçilmiş olan başbakanlarına karşı cephe aldırtmak için bir grup İranlı’yı komünist olarak giydirip terörist bombalamalar yaptırdıklarını itiraf etti.

4.1955 yılında gerçekleşen ve Atatürk’ün doğum evine de çok yakın olan Selanik’teki Türk konsolosluğunun bombalanması emrini verdiğini itiraf eden Adnan Menderes, operasyonu gerçekleştirmedeki amacının Yunan düşmanlığı yaratıp Yunanistan’a karşı politik güç elde etmek olduğunu da dile getirdi.

5.NATO’nun 1950’lerde Pentagon ve CIA’den yardım alarak İtalya ve başka Avrupa ülkelerinde terörist bombalamalar yaptıkları ve bu bombalamaları komünist grupların yaptığını iddia ederek halkı komünizme karşı kışkırtmaya çalıştıkları ortaya çıktı. Eski İtalyan başbakanı, İtalyan yargıç ve İtalyan istihbarat örgütünün eski başının ortak olarak ettikleri bu itirafa ek olarak: “Operasyonların başarılı olabilmesi için sivillere, halka, kadınlara, çocuklara, suçsuz insanlara ve/veya politik arena ile alakasız insanlara saldırmamız gerekiyordu. Bunun sebebi çok basitti. Bu bombalamalar insanları, İtalyan halkını, ülkenin daha güvenli hale gelebilmesi için hükümetlerine sığındıracaktı. (İngilizce bilenler için bu BBC kanalı tarafından hazırlanmış kesiti tavsiye ederim) Bu komplo ile başlayan terör olaylarının ayrıca Fransa, Belçika, Danimarka, Almanya, Yunanistan, Hollanda, Norveç, Portekiz, İngiltere ve başka ülkelerde de gerçekleştirildiği iddia ediliyor.

6.Amerikan siber istihbarat örgütü NSA, 1964 yılında Amerika’nın Vietnam savaşına girmesinde bardağı taşıran son damla olarak bilinen Tonkin Körfezi Olayı hakkında yalan söylediğini itiraf etti. Vietnam Savaşı için gerekçe kazanmak amacıyla olay hakkındaki bilgileri sanki Kuzey Vietnam Ordusu’nun botları Amerikan gemilerine saldırmış gibi gösterildiği artık bütün dünya tarafından biliniyor.

7.Amerikan Kongresi tarafından kurulan komitelerden biri, 1950 ila 1970 yılları arası “COINTELPRO” kampanyası dahilinde FBI’ın politik aktivist ve eylemcileri haksız yere suçlayıp çürütmek için yüzlerce provokatör kullandıklarını itiraf etti. Aslen barışçıl ve sakin olan aktivistlerin protestolarına sızarak şiddet kullandıkları konuşuldu.

8.Bir Mossad ajanının itirafına göre Mossad 1984 yılında Kaddafi’nin Tripoli, Libya’daki evine sahte terörist komünikasyonları yayınlanması için programlanmış bir radyo vericisi yerleştirdiklerini ve bu yayınları Kaddafi’yi terör organizasyonlarını destekliyor gibi göstermek için kullandıklarını itiraf etti. Zamanın Amerikan başkanı Ronald Reagan bu veriler gündeme oturduktan hemen sonra Libya’yı bombaladı.

9.Kıdemli Rus askeri ve istihbarat memurları, 1999 yılında KGB’nin suçu Çeçenlere yıkıp Çeçenistan’ın işgaline gerekçe yaratmak için Rus apartman binalarını bombaladığını itiraf etti. (Şu rapora ve bu tartışmaya göz atabilirsiniz)

10.FBI 2001 yılında Amerika’da ciddi olay yaratan Anthrax mektubu terör saldırılarını kendilerinin yaptığını itiraf etmiş olmalarına rağmen, kıdemli bir FBI memurundan edinilen bilgilere göre Anthrax saldırılarının suçunu Al Qaeda’ya atmaları Beyaz Saray’dan emredilmiş. Hükümet yetkililerinin de teyidi ile Beyaz Saray’ın Anthrax saldırılarını rejimin değişmesi amacıyla bilerek Irak’a bağlamaya çalıştıkları doğrulandı.

11.Sivil alanda görev alan bazı İsrail askerleri, 2005 yılında sivil kıyafetlerle başka İsrail askerlerine taş attıkları ve barışçıl protestoları dağıtmaya sebep bulmak için bütün suçu Filistinlilere attıklarını itiraf ettiler.

12.Mısır Devleti siyaset adamları 2011 yılında protestocuları kötülemek amacıyla müzelerden paha biçilemez sanat eserleri yağmalayıp çaldıklarını itiraf ettiler.
Gördüğün üzere insanlık tarihi boyunca false flag taktiği defalarca kullanılmış. Niye kullanılmasın ki? Ülkeleri yöneten grupların halkı yalanlarla kandırıp kendi çıkarları doğrultusunda istedikleri gibi manipüle edebildikleri dahice bir strateji.
Peki o zaman size bir soru. Sizce 2019 yılına gelmiş olmamıza rağmen çoğunluk niye bu terimi ilk defa duyuyor? Lise veya üniversite ders kitaplarında lafı geçiyor mu hiç? Tabi ki hayır. Çünkü çoğunluk böyle bir stratejinin kullanıldığından veya varlığından haberdar olsa, söz konusu taktiğin etkisi kullanılamayacak derecede azalır. Sahte bayrak, bu yüzden dünyanın içinde bulunduğu vahim durumun nasıl bu noktaya geldiğini merak eden insanların kesinlikle bilmesi gerektiğini düşündüğüm bir terimdir.

Sahte bayrak taktiği günümüzün güç sahibi grupları tarafından sık sık kullanılan bir taktik olmasına rağmen repertuarlarındaki silahlarından sadece bir tanesi. Ama altını kesinlikle çizmem gereken bir unsur var: Bütün bu strateji ve taktiklerin başarılı olmasının tek sebebi farkında olmadan, kendi araştırmasını, merakını kullanmadan bilginin kaşıkla verilmesine alışmış olan kesimdir. Farkındalığın önemi de burada yatar.

SAHTE BAYRAK OPERASYONLARI NASIL ANLAŞILIR?

Sahte bayrak operasyonlarının ne olduğundan daha önce bahsetmiştim. Böyle bir stratejinin varlığından haberdar olan kimselerin dünya gündemine oturan olaylar kapsamında kafalarında oluşan soru işaretlerine bir tane daha eklendiğini umuyorum. Peki gündeme oturan olayların gerçekten de sahte bayrak taktiği olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Bu konudaki anlayışa berraklık kazandırmak için bu operasyonlar kapsamında nasıl bir yol izlendiği ve hakikate ulaşmaya çalışan şahsın ne gibi sorular sorması gerektiği üzerine bir format hazırladım:

1) Çarpıcı / duygusal / travmatik bir olay gerçekleşir.
Örnek: Ölümlü saldırı / bombalama.
Soru: Olayın benzer örneklerinden ne farkı var? Hedef alınan unsur, spesifik bir kesim için önem arz ediyor mu?

2) Tüm medya kanalları zaman kaybetmeden olayı mercek altına alır.
Sorular: Mercek altına alınan olay ülke genelinde sık sık meydana geliyor mu? Geliyorsa neden bu spesifik olaya daha fazla önem veriliyor?
Medya kanalları konuyu taraflı mı anlatıyor?
Olayı farklı taraflardan ele alan medya kanalları arasında bilgi tutarsızlığı var mı?
(Bu tutarsızlıklar genellikle olayın hemen ardından gerçekleşir; buna en güzel örnek ikiz kuleler olayının hemen ardından haber kanallarına röportaj veren yetkililerin çoğunun binalarda patlayan bombalardan bahsetmeleriydi. Resmi açıklamaya göre 9/11 terör saldırılarında bombalar yoktu)

3) Olayın zanlıları hemen tespit edilir, ilan edilir ve dosya kapatılır.
Örnek: Kennedy ve Lincoln suikastleri.
Soru: Zanlı nasıl tespit edildi? Zanlı suçluluğunu gizlemek için hiçbir önlem almadı mı?
Veya
Önceden kararlaştırılmış bir günah keçisi (şahıs veya grup) sorumlu ilan edilir. Bu günah keçisinin genellikle hükmet karşıtı siyasi bir grupla bağlantıları olduğu söylenir.
Örnek: FETO, IŞİD, PKK veya Amerika’da ‘beyaz üstünlükçüler’, Rusya’da Çeçenler vb.
Soru: Bu bilgiye nasıl ulaşıldı? Grup sorumluluğu üstüne aldıysa hangi komünikasyon yolu ile aldı? Sorumluluğu gerçekten de grubun aldığı ne malum? Sorumluluğu üstüne alan veya suçlanan grup ile hükümetin ne gibi bir geçmişi var?
Cinayet/saldırı soruşturmaları kolayca yürütülen veya kısa sürede net bir cevaba ulaşılabilen süreçler değildir. Cinayet suçlamaları ciddi suçlamalardır ve net bir cevaba ulaşılabilmesi için kesin kanıtlar elde edilmesi gerekir. Bu süreçlerde sık sık sorunlarla ve sonuç üretmeyen sorgulamalar ile karşılaşılır. Suç işleyen kimseler izi kolayca sürülebilecek bulgular bırakmaz. Kısa sürede oldu-bittiye getirilen soruşturmaların kafalarda kesinlikle soru işaretleri bırakmaları gerekirken sorulması gereken soruları sormayan, soruşturma süreçlerini irdelemeyen medya ise kendi mesleklerine ihanet etmiş olurlar.

4) Hükümet tarafından kararlı, güçlü ve kesin misilleme gelir. Bu misilleme:
a) Askeri bir operasyon veya işgal
b) Başka bir ülkenin istenmeyen liderine karşı politik veya askeri saldırı
c) Saldırıya uğrayan ülkenin vatandaşının ‘güvenliğini sağlamak’ adına yürürlüğe sokulmak istenen, ve çoğunlukla özgürlüklerin kısıtlanmasına yola açan, yeni bir kanun tasarısı
Hallerini alır.
Örnek: Amerika’nın Vietnam’a askeri operasyon başlatmasına yol açan Tonkin Körfezi olayı
Soru: Verilen cevabın yürürlüğe sokulması ne kadar zaman aldı? Hükümet böyle bir operasyonu/işgali gerçekleştirmek için zaten hazır mıydı? Yeni yönetmeliklerin tasarlanması ve yürürlüğe sokulması ne kadar zaman aldı? Suçlanan grup veya ülke ile ilişkiler zaten kötü müydü? Suçlu grubun böyle bir cevapla/misillemeyle karşılaşabileceklerini biliyor olmalarına rağmen saldırıyı gerçekleştirmeleri mantıklı mıydı? (Örnek: Filistin’den İsrail’e sık sık roket saldırıları olması ve İsrail’in cevap olarak büyük askeri operasyonlar yapması)

5) Olay ve hükümet tarafından yapılan resmi açıklamalar çerçevesinde anomaliler ve tutarsızlıklar belirir.
Örnek: İkiz kuleler olayı sırasında yıkılan üçüncü bina olan WTC 7’nin yıkılmadan tam 23 dakika önce BBC haber kanalında yıkıldığının duyurulması.
Soru: Resmi açıklamalar ile olayı bizzat yaşayanların anlattıkları aralarında tutarsızlıklar var mı? Resmi açıklamalar gerçekten de mantıklı ve olağan mı? Resmi açıklamalar kaç kere değiştirildi? Değiştirildiyse buna verilen sebepler neler?

6) Bazı şahıslar veya gruplar olayın sonuçlarından yararlanır veya kazançlı çıkar.
Örnek: İnek ve domuz gripleri furyasında grip aşısı satışlarının tavan yaptığı dönemlerde kazançlı çıkan ilaç şirketinin yönetim kurulu üyeleri arasında zamanın Amerikan başkan yardımcısı Dick Cheney olması.
Örnek 2: ABD’nin Afganistan’ı 2001’deki işgalinden hemen sonra haşhaş üretiminin kat be kat artması. (Çıkar sağlayan endüstri: global uyuşturucu ticareti, çıkar sağlayan kurum: CIA)
Soru: Kimler kazandı? Kimler finansal çıkar sağladı? Olay yüzünden yürürlüğe giren kanunlar ne değiştirdi? Askeri müdahale yapılan bölge kimin himayesi altında kaldı? Herhangi bir hükümet rejimi değişti mi? Medya halkı korkutmak için yeni bir ‘günah keçisi’ ideolojisi seçti mi? Hayatını kaybedenler arasında önemli işler başarmaya çalışan kayda değer biri var mıydı?

Sahte bayrak operasyonlarının sorumluları hemen olmasa da eninde sonunda ortaya çıkmaktadır. Maalesef ki, olay üzerinden uzun zaman geçtikten sonra ortaya çıkan yalanlar yine medya tarafından ifşa edilmediği sürece kimsenin umrunda olmuyor. Bu sebeple bu strateji kullanılmaya devam ediliyor. Farkındalığımızı ne kadar arttırırsak, manipülasyonları ve kandırmaları bir o kadar önleyebiliriz.

İlginiziÇekebilir

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *