Yeni Dünya Perspektifleri Sizi Şaşkına mı Çevirdi?

Yeni Dünya Perspektifleri Sizi Şaşkına mı Çevirdi?

Burada yazılanlar altında gark mı oldunuz?

Bu mesaj sizlere gelsin.

Burada yazılanların amacı asla moralinizi bozmak veya hayat anlayışınızı yerinden etmek değildir.

Bu bilgileri paylaşmamızdaki amaç sizleri insanlardan uzun süredir saklanan konular hakkında bilgilendirmek, ifşa olan gerçekler doğrultusunda ilham kaynağı sağlayıp birleştirici bir teşvik oluşturmaktır.

Günümüzde gerek politik taraflar, gerek başka sebepler yüzünden ayrımcılık ve kutuplaşma ciddi oranlara ulaşmıştır. Eğer ki çocuklarımız için parlak bir gelecek yaratmak istiyorsak bunu ayrımcı politikalarla değil, birleştirici değerler ile kurmamız gerekir.

Yeni Dünya perspektiflerinin insanlara aykırı, uçuk veya fazla gelmesi çok normaldir. Çoğumuz, hayatımız boyunca demokrasi, devlet ve iş ilimlerinin yerel veya global arenada nasıl işledikleri konuları ile bir noktaya kadar aşikar olduk. Eğitim sistemimiz ve medya ise bize gerçekliği sorgulamayı ve en doğruya ulaşmayı öğretmesi gerekirken, erken yaşlarımızdan beri bize dünya toplumlarının nasıl işlediği konusunda ezbere bir şekilde dayatılan bilgileri pekiştirmekten başka bir işe yaramıyor maalesef.

Yıllardır süregelen bu alışılmış inançlara ve kavramlara karşı gelen bilgileri dikkate almak, ne kadar doğrulanabilir ve güvenilir kaynaklardan geliyor olsa da, çok zordur. Dünya görüşümüzü kökten etkileyen bilgiler ile karşılaşmak insanı rahatlıkla huzursuz edebilir. Ama umutsuzluğa düşmeyin. Yeni bilgileri benimsemek ne kadar zor olsa da, uzun vadede hepimiz için daha parlak bir gelecek kurabilmemizi sağlayacaktır.

Toplumuzun sağlığı için son derece önem taşıyan konularda bize uzun zamandır yalan söylenildiği ortaya çıktığı zaman çoğu insan sinirlenecek, duygularına hakim olamayacaktır. Bu son derece normaldir. Öfkelenmek de insan olmanın bir parçasıdır ve öfkemizi bastırmak asla sağlıklı değildir. Lakin, düştüğümüz hatalardan dersimizi alıp güçlenmek istiyorsak, bunu öfkemizle değil, bilgeliğimiz ile yapmamız gerekir. Öfkemize yenik düşüp intikam çanlarını çalmaya başlarsak bu bize daha fazla öfke ve olumsuzluk getirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Burada paylaştığımız bilgilerin altında yatan umut, sizlere dünyada sandığımızdan ve alıştığımızdan çok farklı şeylerin de olabileceğini göstermektir. Alışılagelmişin dışına çıkıp farklı bakış açılarını tartabilmeye başladığımız zaman ufkumuz açılacak ve her konuda kutuplaşmak zorunda kalmayacağız.

Her insanın hem pozitif hem negatif potansiyeli vardır. Unutmayın ki pozitif hareket her zaman birleştirici ve bütünleyici bir etki yaratırken, negatif hareket ise ayrımcı ve bölücü etki yaratır. Eğer bu potansiyeli pozitif yönde kullanan yeteri kadar kişi (negatifi de göz ardı etmeyerek) bir araya gelirse, içinde bulundukları toplum için inanılmaz sonuçlar doğurabilir ve insanlığa her yönden yücelten bir katkıda bulunabilir.

Peki negatifi de göz ardı etmemek, ne demek? Tıpkı insan bilincinin karanlık taraflarını irdelemek gibi toplumların da karanlık kısımlarını irdelediğimizde evren bize bu tecrübelerden öğrenme ve büyüme fırsatı verir. İçimizdeki sonsuz potansiyelin farkına varıp bu tecrübelerden ders almayı seçersek, hem içimizdeki hem de toplumumuzdaki engelleri lehimize çevirebilir, geleceğe kol kola ve göğsümüzü gere gere ilerleyebiliriz.

Bunların yanı sıra, örtbas ve yolsuzluk konularında yazılan araştırmaları okurken konulara şüpheci yaklaşmanızı öneririm. Okuduğunuz bazı şeyler size inanılmaz gelebilir. Bu konularda kendi araştırmanızı yapmanız size her zaman en doğru yolu gösterecektir. Herhangi bir konuda doğru bilgiye ulaşmak, bilgi kaynağının güvenilirliği veya inanılırlığı ile değil bilginin kendisinin irdelenmesi ile gerçekleşir. İnsan bazen merakına yenik düşüp kendini tavşan deliğinin dibinde bulabilir. İnsanın dünya görüşünü kökünden etkileyen bilgiler içinde, okuduğunu daha tam sindirmeden kaybolması ne kendisine ne de etrafındakilere iyi gelir.

Çoğu insan dünyada dönen büyük örtbas olaylarını görmezlikten, duymazlıktan gelmek ister, çünkü zihni, hayatının büyük bir kısmını inanarak adadığı toplumun gerçekte onu sömürüp kullanıyor olduğu gerçeği ile baş edemez. Bu tip insan ferahlığını veya rahatlığını tehlikeye atabilecek nitelikteki olasılıklardan hep kaçmaya çalışır. Görünür de çok da yanlış bir şey yapmıyormuş gibi gözükse de, korkudan doğan bu acizlik hepimize yapılan zulme sessiz kalmaktır ve haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır. Birimize yapılan kötülük, aslında hepimize yapılmıştır. Sessiz kaldığımız sürece bu kötülüğe izin vermiş oluyoruz. Dönen dalaverelerin farkında olmayarak devam etmelerine de olanak sağlamış oluyoruz. Hatta sadece devam etmelerine değil, derecelerinin ve sıklıklarının da artmasına sebebiyet veriyoruz. Dereceleri ve sıklıkları da görmezlikten gelemeyeceğimiz, neticelerinden kaçamayacağımız noktaya kadar devam ediyor.

Bizler, insanlardan saklanan bütün gerçekleri ne kadar öğrenmek istersek, başkalarını bu gerçeklerden ne kadar haberdar olmaya teşvik edersek, bir toplum olarak hatalarımızdan dersleri bir o kadar önce alır, herkes barındıracak olan geleceğimizi de o kadar emin adımlarla yaratırız.

Peki gerçekleri öğrenmeye başladıktan sonra ne yapabiliriz? Ne değişecek hayatımızda? Saklanan gerçeklerin ifşası kişide bir uyanış yaratır. Hayatı boyunca inandığı şeylerin aslında yalan olduğunu öğrenen kişi kendini hala uyuyan kimselerin yanında bulduğunda bazı sıkıntılar, uyuşmazlıklar yaşayabilir. Farkına vardığı gerçekleri çevresiyle paylaşmak isteyecektir. Lakin, çoğu insan uykusundan uyanmaya hazır değildir.

Bu noktada uyanan şahsın görevi dünyayı değiştirmek değil, kendisini değiştirmektir. Tıpkı dünyanın ve insanlığın karanlık taraflarını keşfettiği gibi, kendisinin de karanlık taraflarını keşfetmesi gerekir. Karanlık tarafını ışığa çıkarıp kabullenen kimse güçlenir ve olgunlaşır. Bu olgunlaşmayı gören çevresi, bu değişimi doğal olarak sorgulayacaktır. Kendi hayatına da pozitif getirisi olacak olan gerçeklere asıl bu noktada açık olacaktır.

Bu gerçekleri açığa çıkarmak için çıktığımız yolda kendinizi ne zaman korkuya veya öfkeye kaybetmeye başlarlarsanız, şunu unutmayın: ilk adım farkındalıktır. İlk adımı atmış bulunuyorsunuz ve artık konu hakkında bir şeyler yapabilecek durumdasınız.

Bu yolda hepimiz beraber yürüyoruz. Zorluklara beraber göğüs gereceğimiz gibi, uğraşlarımızın meyvelerini de beraber yiyeceğiz.

Esenle kalın efendim.

İlginiziÇekebilir

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *